Posts Tagged ‘depremler’

Depreme Dayanıklılık Testi

Ağustos 28th, 2009 by admin | 1 Comment | Filed in Deprem

Geçtiğimiz günlerde Japonya’da yapılan ve LiveLeak Tv’de canlı olarak yayınlanan Depreme Dayanıklılık Testi, mükemmel bir sonuç verdi. Proje dahilinde, bundan sonra ki Deprem yönetmeliklere uygun binaların birebir ölçülerde küçültülerek yapılmış maket bina üzerinde yapılan testlerde, binaların en kuvvetsiz yeri olarak bilinen balkonlarında bile hiçbir hasara rastlanmadı.

İnşaat alanında yeni kullanılacak olan bu teknolojide, betonarme binalar raylı bir temel vasıtası ile deprem de hareket edebilir bir hal alıyor. Bu sayede yerin altından gelen deprem hareketinin tahribatı da raylar vasıtası ile direk olarak binaya değil, binanın altındaki demele homojen bir biçimde dağıtılarak veriliyor.

Umarız deneme aşamasında bu kadar olumlu sonuçlar gördüğümüz bu test, çok yakın bir süre içerisinde tüm dünya ülkelerinin inşaat ve bina yapımlarında devreye girer ve depremler artık eskisi kadar can almaz.

Depremler, hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, sitemizin Deprem kategorileri bölümündeki makalelerimizi incelemenizi öneririz. Bknz: Deprem

Tags: , , ,

Gölcük Depremi (Klip)

Ağustos 17th, 2009 by admin | No Comments | Filed in Deprem

Açı görüntüler eşliğinde sunulan güzel ve anlamlı bir parça. Depremi unutmamanız, unutturmamanız dileği ile. Çünkü Depremi anlamak için, Yaşamak lazım değil…

Giden gitmeden önlem almak lazım. Gölcük depreme ne ilk depremdi ne de son deprem. Depremler yer kürenin hareketinin bir sebebi olarak gösterilebilir. Ancak sonucu direk İNSAN HAYATIDIR…

İyi Seyirler…

Tags: , , ,

Deprem Gerçeği ve Depremzede Anısı I

Temmuz 8th, 2009 by admin | 3 Comments | Filed in Deprem

Ateş Düştüğü Yeri Yakar

Deprem deyince 1999 yılını hatırlamamak mümkün değil. 17 ağustos 1999. Saat 02:00.

O gün İstanbul’dan, tatil beldesi olan Akçay’a otobüs yolculuğum olmuştu.16 ağustos bitmiş 1deprem27 ağustosun ilk saatleri. Yazlık evin balkonunda ailece sohbet ediyorduk. Birden sallanmaya başladık. Sanki balkon gidip geliyordu. “DEPREM” diyebildim sadece. Herkesin dili tutulmuştu. Sokakta koşuşan insanların deprem oluyor çığlıkları hala kulaklarımda. Deprem bitti. Ama herkesin yüzü buz kesmişti. Daha öncede küçük depremler yaşamıştım, ama bu farklıydı. Nerde oldu acaba sorularının arasında, televizyonu açmak aklımıza geldi. Bütün haber kanalları normal yayın akışını kesmiş deprem haberlerini vermeye çalışıyorlardı. Kısa süre sonra depremin gölcük merkezli olduğu, çok geniş bir alanı kapladığı, ama ulaşım sağlanamadığı yayınları yapılıyordu.

Sanki nefes almadan, hayretler içerisinde seyrediyorduk canlı yayınları. Eşim; Adapazarı, İzmit, Yalova civarındaki yaşayan aile dostlarına ulaşmaya çalışıyordu. Ama ulaşım sağlanamıyordu. Saatler ilerledikçe depremin etkileri tahminimizden çok fazla olduğu anlaşılıyordu. ilk görüntüler televizyon kanalların da naklen yayınlanırken, sanki kıyamet olmuş hissine kapılmıştım.

Elimizden gelen sadece dua idi. Saatler sonra Adapazarı’nda oturan hala oğlumun sesini duyabildik. Ağlamaktan konuşamıyordu… Biz ise; yolların kapalı olduğundan yola çıkamadık. Deprem haber ve görüntüleri bütün ülkeyi yasa boğmuştu. Devlet birimleri hazırlıksız yakalanmış, gerekli koordine sağlanamıyor görüntüsü veriyordu. Göçük altında kalanları kurtarma çalışmalarını ancak televizyondan seyrediyor; gücümüz ise, dua oluyordu.

Birinci günü, öğleye doğru Akçay kordonuna çıktım. Herkes deprem konuşuyordu. Ama bir taraftan da hayat devam ediyordu. İnsanlar denize giriyor, güneşleniyor. Herkesin ağzında deprem. Herkes deprem uzmanı olmuştu. Şöyle tedbir almak lazım, şunları yapmak lazım. Müteahhitler suçlu, devlet suçlu, ama kimse hatayı önce kendinde aramıyordu…

İkinci günü, artık televizyon kanalları yüzyılın depremi olduğu, çok uzun bir fay hattının kırıldığını söylüyor ve enkaz görüntülerini veriyorlardı. Bir şey yapamamak, elden bir şey gelmemesi insanı daha da kötü ediyordu. Enkaz altından kurtuluş haberleri insanlara sevinç çığlıkları attırıyordu.

Üçüncü günü, dayanamayıp yola çıktık ailece. Bursa üzerinden Yalova’ya geldik. “Aman Allah’ım bu ne böyle! Buralarda gerçekten kıyamet kopmuş dedik.” Gördüklerimiz bizi dehşete düşürüyordu. Tv ekranlarında gördüklerimizden bin kat daha fazla etkilenmiştik. Şükrediyorduk. Enkazın altında bizde olabilirdik. Kurtarma ekipleri ve devletin var gücüyle yaptığı çalışmaları izleyerek Gölcük’e ulaştık. Bunlar anlatılamazdı. Allah’ım bir daha yaşatma diye dua ediyorduk ailece.

Arabada eşim, oğlum, kızım ve ben dört kişiydik. İzmit’teki yeğenime ulaşamadan Adapazarı’na devam ettik. Hala oğlumu bulduk, kucaklaştık. Gözyaşları içinde dinliyorduk. Çaresizlik kahrediyordu. Yaşadıklarını onlardan dinledik, çok farklı… Her deprem lafında sanki tekrar yaşıyorlardı. Psikolojileri bozuktu. Akçay’la burası çok farklıydı. Televizyondan seyretmekle depremin anlaşılmayacağını görüyorduk…

Yaşadığımız kent Bolu’da depremi hissetmişti ama Adapazarı gördükten sonra Bolu’da hiçbir şey yoktu. Bur da sürekli televizyondan deprem haberleri ve yorumları dinliyor, bir taraftan da hayatın devam ettiğini görüyordum. Yardım çalışmalarını destekliyor. Bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Bazı arkadaşlar evlerini sigorta yaptırıyor, ben ise onlara kızıyordum. “Herkes can derdinde sizler mal derdinde’’ diye. Aslında mantıklı düşündüğümüzde yanlış değil. Toplum olarak yapmamız gerekenleri yapmayıp, herhangi bir olay karşısında ‘’nerde bu Devlet’’ diye feryat ediyoruz. Devlet ne yapsın? Hangi birine yetişsin. Bizler üzerimize düşeni zamanında yapsak, sonuçlar bu kadar ağır olmaz sanırım…

Arada sırada ufak sarsıntılar oluyor. Fakat bunların gölcük depreminin artçı depremleri olduğunu ve bunların gayet normal olduğu deprem-ve-depremzedeerhaberlerini televizyondan dinliyorduk. Genelden bayanlar panik havasına meyilli oluyor, en ufak sarsıntıda dışarı fırlamak istiyorlar ama ben onları yatıştırmaya çalışıyordum. Bazen bir söylenti yayılıyor “bilmem kim bilim adamı şu televizyon da açıklamış. Şu gün çok büyük deprem olacakmış.” Ama bu felaketi devlet erkanı duyulsun istemiyormuş. Nedeni ise, panik olur diye. Öğrencilerimiz ise gençliğin verdiği enerji ile yeni deprem senaryoları üretim gülebiliyorlar. Bu arada matematik öğretmeni olduğumu yazmadım. Öğrencilerime deprem sırasında panik yapmamaları evin hangi köşesine nasıl saklanıp korunabileceklerini anlatıyordum. Akşamları ve hafta sonları da ÖSS hazırlık öğrencilerim oluyordu.

Yine deprem söylentilerinin dolaştığı 11 kasım akşamı kız öğrencime ders anlatırken sallanmaya başladık. Öğrencim çok korttu. Avizeler birbirine vuruyordu.! 1 sn kadar sürdü sanırım. Öğrencimi sakinleştiriyor, bunların normal olduğunu söylüyordum. Artık depremin şiddetini tahmin edebiliyorduk. 5 şiddetinde idi. Çünkü olan artçı depremler sayesinde, hepimiz birer canlı rasathaneye dönüşmüştük. Her depremi ölçebiliyorduk. Deprem şiddetlerine internetten veya teleteksten baktığımızda ise; tahminlerimizin üç aşağıya, beş yukarıya doğru olduğunu görüyorduk. Dedim ya bu bölgelerde yaşayan herkes, hem deprem profesörü, hem de canlı rasathane idi!

Devamını okumak için; Deprem Gerçeği ve Depremzede Anısı II

deprem-ve-depremzede

Tags: , , , , , , ,

Deprem Levhaları ve Levha Hareketleri

Temmuz 7th, 2009 by admin | 2 Comments | Filed in Deprem

1. Uzaklaşan-Ayrılan Levhalar: Birbirinden uzaklaşan levhalar, aralarına astenosferden gelen eriyik kayaçların sızdığı yarıklar oluşturur. Bu eriyik yüzeye çıktıkça katılaşır ve yerkabuğuna eklenir. Astenosfer’den gelen eriyik kuvvet uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder. Bu ayrılma genelde daha ince olan okyanus tabanında görülür ve Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir. Bu ayrılma kıtada meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluşuyor demektir. Doğu Afrika’daki ayrılma henüz bir deniz oluşması için yeterli değilse de, gidiş o yöndedir. Bu tür ayrılmalar, Astenosfer’den gelen eriyiğin katılaşarak Litosfer’e dönüşmesine ve levhanın büyümesine neden olur. Uzaklaşan levhalar arasında litosfer çok ince olduğu için, buralarda büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz. Buradaki depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır. 

deprem

2. Yakınlaşan-Çarpışan Levhalar: Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç şekilde olabilir:

  • Okyanusal ve kıtasal levha karşılaşmalarında, daha yoğun olan okyanusal levha ( yoğunluğu 2.8–3.0 gr/cm3 ), kıtasal levhanın ( yoğunluğu 2.7 gr/cm3 ) altına dalar (subduction). Alta dalan kısım derinlere indiğinde ergimeye başlar ve bu magmanın bir kısmı, kıta tarafında yanardağ kümelerinin oluşumuna neden olur. Güney Amerika Levhası’nın altına dala Nazca Levhası’nın yol açtığı And Dağları buna bir örnektir.
  • İki okyanusal levhanın karşılaşmasında da, yine bir levha diğerinin altına dalar. Yukarıdakine benzer şekilde yüzeye çıkan magma okyanus tabanında yanardağlar oluşturmaya başlar. Eğer bu aktivite devam ederse, yanardağ okyanus yüzeyini aşabilecek yüksekliğe erişir ve adalar oluşur. Filipinler’deki birçok volkanik ada bu şekilde oluşmuştur.
  • İki kıtasal levhanın karşılaşmasında ise, genellikle levhalardan hiçbiri diğerinin altına dalmaz. Levhaların arada sıkışan bölümleri yeni dağlar oluşturur. Himalayalar’ın halen süren oluşumu buna iyi bir örnektir. Yakınlaşan ve çarpışan levhaların sınırlarında oluşan depremler çok değişik derinliklerde büyük depremler oluşur.

3. Yanal yer değiştirme (Yanal Sıyırma): İki levhanın birbirini sıyırarak yer değiştirmesi sırasında Litosfer’de artma veya azalma olmaz. İki levha arasındaki sürtünme çok fazla olduğu için harekete belli bir süre direnç gösterirler. Bu bölgede artan gerilim periyodik büyük depremler ile çözülür. Kuzey Anadolu fay hattı ve Kaliforniya’daki San Andreas fay hattında bu tip levha hareketi gözlenir. Bu tip levha hareketlerinde oluşan depremlerin odakları çoğunlukla yüzeye yakın veya orta derinliktedir. Sürtünme ve kırılma uzunca bir hat boyunca oluşabileceği için büyük depremler meydana gelebilir.

4.Sıcak Noktalar ( Hotspots ): Depremlerin ve volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları çevresinde oluşur. Ancak volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları çevresinde oluşur. Ancak volkanik kökenli olan Hawaii ve çevresindeki adalar örneğinde olduğu gibi levha sınırlarına çok uzak volkanik oluşumlar da vardır. Bunlar mantoda sıcaklığı çok yüksek olan ve bu nedenle sıcak nokta adı verilen küçük bölgelerden yerkabuğu dışına kadar yükselen magma etkisiyle oluşur. Levhalar hareketli ama sıcak noktalar sabit olduğu için sıra sıra yanardağlar veya yanardağ adaları ortaya çıkar. Levha hareketlerinin incelenmesi sayesinde bugün, büyük depremlerin %90’nın nerelerde olacağı tahmin edilmektedir. Ancak zamanlarını kestirmek için levha sınırlarındaki davranışların detaylı incelenmesiyle kısmen mümkündür.

Aşağıdaki Resimde Dünyadaki Deprem Levhaları ve Bu LevhalarınNasıl Hareket Ettileri Gösterilmiştir.

deprem-levhalari

Bu Grafikte ise, Deprem Levhalarının Nasıl Harekete Geçtiği Görülmektedir.

deprem-levha-hareketleri

Yukarıdaki şekil ve resimlerdende anlaşılacağı gibi deprem levhaları çok karmaşık yapıya sahiptirler. Bu yüzden deprem felaketinin; ne zaman, hangi şiddette ve nasıl olacağı kestirilemez. Ancak levha hareketlerinin takibi ile tahminler ileri sürülebilmektedir. Deprem levhaları ile ilgili olarak Türkiyedeki deprem levhaları ve dünyadaki deprem levhaları ile ilgili daha ayrıntılı bilgiler istiyorsanız; aşağıdaki linklere tıklayarak bu bilgilere ulaşabilirsiniz.

Tags: , , , , , ,

Türkiye Deprem Levhası ve Hareketleri

Temmuz 2nd, 2009 by admin | 3 Comments | Filed in Deprem

Yerküre üzerinde oluşan depremlerin büyüklüğü ve neden oldukları zararlar göz önüne alındığında iki ana deprem kuşağı en çok ilgi çeken bölgelerdir. Bunlardan biri Büyük Okyanusu çevreleyen ve özellikle Japonya üzerinde etkili olan Pasifik Deprem Kuşağı i diğeri ise Cebelitarık’tan Endonezya adalarına uzanan ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz-Himalaya deprem kuşağıdır.

turkiye-deprem-bolgeleri-haritasi

Türkiye’nin bulunduğu bölgede büyük levhalar arasında küçük birçok levhanın olması, Türkiye’nin büyük bir deprem kuşağı içinde yer almasına neden olur. Türkiye, üç büyük levhanın etkisi altındadır. Avrasya, Afrika ve Arap levhaları. Anadolu’nun büyük bir kısmının yer aldığı Anadolu levhası, Avrasya levhasının küçük bir bölümüdür.

Bu levhalar arasında ki etkileşim şöyledir: Afrika levhası, Akdeniz’de Helenik-Kıbrıs Yayı denilen bölgede, Avrasya (veya onun bir parçası olan Anadolu ) levhasının altına dalar. Arap levhası ise Kızıldeniz’deki açılma nedeniyle kuzeye doğru hareket eder ve Anadolu levhasını sıkıştırır. Bu sıkıştırma sonucu Bitlis Bindirme Zonu ( Bitlis Kenet Kuşağı ) oluşmuştur. Sıkıştırma hala sürdüğü için, Anadolu levhası kuzey ve güneydeki fay hatları boyunca batıya doğru hareket eder.

turkiye-deprem-levhalari

Anadolu levhasının kuzey sınırı, bir bölümde 17 Ağustos depreminin oluştuğu Kuzey Anadolu Fayı’dır. Güney sınırını ise, Helenik- Kıbrıs Yayı ile Doğu Anadolu Fayı oluşturur. Arap levhasının sıkıştırması sonucu batıya kayan Anadolu levhasının sınırlarında ve Afrika levhasının Avrasya levhasının altına dalması sonucu Akdeniz’de ve Ege Graben Sistemi içerisinde depremler meydana gelir.

Ancak Arap levhasının sıkıştırması bu bölgelerdeki hareketlenme ile tamamen telafi edilemediği için İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de içsel deformasyon nedeniyle depremler olabilmektedir.

Tags: , , , , , ,