Posts Tagged ‘bitkiler’

Bitki Nedir?

Haziran 11th, 2009 by admin | 1 Comment | Filed in Bitki

bitki-nedirBitki en yalın haliyle; toprağa bağlı yeşil (genellikle) varlık olarak tanımlanabilir. Bitkiler bittiği yere kökleri vasıtası ile tutunan canlılardır. Kökleriyle toprağa tutunmuş olmasına karşın; bitkiler gelişip, döl verebilen canlılardır. Bitkiler kendi ömürlerini tamamladıktan sonra, kuruyup kendi varlıklarına son verirler. Otlar, ağaçlar, hatta yosunlar bile bir bitki cinsi kabul edilir.

Bitkiler kendi besinlerini yaptıkları fotosentez sayesinde, gene kendileri üretirler. Havada, toprakta ve suda erimiş halde bulunan madeni tuzlarla, karbondioksit gazından elde ederler. Fotosentez olayını gerçekleştirmek için ise, güneş enerjisine ihtiyaç duyarlar. Bitkilere yeşil rengini veren ve fotosentez olayını (kendi besinlerini üretme) gerçekleştirmeye pigmentlere klorofil adı verilir.

Bitkiler aleminin büyük bir çoğunluğu, karada yaşarlar ve yer değiştirmezler. Oldukları (bittikleri) yerde büyür, gelişir ve ölürler. Bitkilerin ağzı olmadığı için, katı yemekleri alıp sindirmeleri mümkün değildir. Bitkiler besinlerini kendileri yaratırlar ve bu olaya fotosentez adı verilmektedir.

Deminki paragrafın başında, bitkiler çoğunlukla yer değiştiremezler ibaresini kullandım. Çünkü, bazı basit yapılı bitkiler, yer değiştirebilmektedirler.

Tags: , , , , ,

Fotosentez

Haziran 4th, 2009 by admin | 3 Comments | Filed in Bitki

Bitkiler organik maddelerle beslenmektedir. Tüm bitkiler kendi besinlerini kendileri üretirler. Bu organik maddeleri, üretmek için gerçekleştirdikleri işlemede “FOTOSENTEZ” adı verilir.

Fotosentez, bitkileri diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Fotosentez işlemi, bitkilerin yapraklarında bulunan “klorofil” adını verdiğimiz yeşil pigmentlerdir. Klorofil, bitkilerin güneş enerjisini emmesinde çok önemli rol oynamaktadır. Çünkü, fotosentez olayının başlangıcı için, güneş enerjisine ihtiyaç duyulur.

Bitki hücrelerini, insan ve hayvan hücrelerinden ayıran en büyük özellik ise, hücrelerin güneş enerjisini direk olarak kullanabilen yapıda olmasıdır. Bu hücreler sayesinde, bitkiler güneş enerjisini, besin enerjisine çevirirler ve kendi bünyelerinde depolarlar. Fotosentez olayının gerçekleşmesi için, ışık ve ısı temel şarttır. Bu yüzden hiçbir bitki ışık (güneş) olmadan yaşayamaz. Çünkü fotosentez yapamayacakları için, kendi besinlerini üretemezler.

Güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştüren bitkiler, bunu nişasta olarak depolarlar. Nişasta çok büyük bir enerji kaynağıdır. Ve bitkiler bu enerjiyi, büyümek ve gelişmek için kullanırlar.

Fotosentez olayı kısaca şu şekilde formülize edilebilir;

Güneş Enerjisi + Karbondioksit + Su = Glikoz (şeker)

Buradan da açıkça anlaşılacağı gibi, Fotosentez olayı bitkiler için ne kadar gerekli ise, dünyada yaşayan tüm canlılar için o kadar gereklidir. Çünkü bitkiler, besin üretmek için karbondioksit kullanırlar. Yani bizim soluduğumuz havayı temizlerler. Evrende her şey inanılmaz bir zincir şeklinde birbirine bağlıdır. Ne insanlar bitkiler olmadan yaşayabilir, nede hayvanlar. Bitki yoksa, hayatta yoktur.

Bu yüzden doğamızı sevelim ve daha güzel bir doğa için el ele savaşalım!

Aşağıda gördüğünüz resimde fotosentez olayı çok güzel bir biçimde açıklanmıştır.

fotosentez

Tags: , , , , , ,

Erozyon Çeşitleri

Haziran 3rd, 2009 by admin | 4 Comments | Filed in Erozyon

A- Atmosfer Erozyonu:

Havada ısı değişikliği, rüzgârlar, donma olayı ve çözünmeler, güneş ışınları, taşların parçalanmasına ve aşınmasına sebep olur. Taşların rengi fiziksel aşınmayı etkiler. Koyu renkli taşlarda ısı absorbsiyonu daha çok olduğundan daha fazla ısınır. Böylece açık ve koyu renkli mineraller arasındaki genleşme sıklaşma farkı büyür. Böylece parçalanma olayı meydana gelir. Bu olaya daha çok yarı kurak bölgelerde, çöllerde rastlanır.

B- Yağmur Sularının Erozyonu:

İçinde CO2 (Karbondioksit) bulunan suların kalker ve jips gibi eriyebilen tabakalarda yapmış olduğu kimyasal erozyondur.

C- Akarsuların Erozyonu:

1- Seller: Dik yamaçlardan hızla akan geçici ve dengesiz akarsulardır. Bir selde üç kısım vardır.

  • Suların biriktiği kısım ki buna sel havuzu denir.
  • Yamaç boyunca suların aktığı kısım ki buna kanal veya sel yatağı denir.
  • Sürüklediği malzemeyi bıraktığı kısım ki buna sel veya birikinti konisi denir.

Hiç şüphesiz ki sellerin aşındırması hızlarına bağlıdır. Sel erozyonunun karakteristik ve güzel misali Ürgüp civarındaki Peri bacalarında görülür.

2- Nehirler: Devamlı ve dengeli akarsulardır. Taşkınlar dışında yatağı bellidir. Nehirlerde aşınma geriye doğrudur. Bu aşınma sonucu ise nehir denge profilini kazanmaya başlar. Bir nehir yatağının iki tarafında ve yüksekte kalan eski yatak parçalarına taraça denir.

D- Denizlerin Erozyonu:

Denizlerin yaptığı erozyona abrozyon denir. Denizler, sürükledikleri çakıllarla ve dalgalarla fiziksel ve kimyasal aşındırma yaparlar. Fiziksel aşındırma, dalgaların sürüklediği çakıl ve kumlarla olur. Bunlar sahillerin dik kısımlarına vurarak orayı aşındırırlar. Üst tarafta isnatsız kalan kısım çöker. Böylece falezler meydana gelir. Bunun sonucu ise kıyı geriler. Deniz suları kimyasal aşındırma ile de sahildeki kayaları eriterek oyuk ve mağaralar meydana gelmesine sebep olurlar. Ayrıca taşların çatlakları arasında birikmiş olan tuzlar, tıpkı buz gibi ısı farkı nedeniyle hacmi büyüyerek taşların parçalanmasına sebep olurlar. Dalgaların hidrolik etkileri, dalganın şiddetine, yani dalga yüksekliğine ve uzunluğuna bağlıdır.

E- Rüzgâr Erozyonu:

Rüzgârlar, yarı kurak ve kurak bölgelerde yapmış oldukları aşındırma ile topografyada bazı şekillerin çıkmasına sebep olurlar bazı çökükler meydana gelir. Aşındırma iki türlüdür;

1-Deflasyon: Toz ,kum ve hatta çakılların rüzgar tarafından bir yerden diğer yere taşınmasıdır.Daha çok kurak bölgelerde görülür.Çünkü kurak bölgelerde,kuru,bitkisiz bir zemin ,toz, kum ve alüvyon gibi çimentolaşmış çökükler bulunur ve kuvvetli rüzgarlar vardır. Deflasyonun şiddeti taşıma gücüne bağlıdır. Rüzgar taşıdığı toz ve kumları bir yerde biriktirerek kumul denilen kum tepelerini meydana getirir.

2- Korozyon: Rüzgarların oyma,çizme ve cilalama olayıdır.

F- Canlıların Erozyonu:

Hayvanlar ve bitkiler,taşların parçalanmasında ve ayrışmasında kendi çaplarına göre rol oynarlar. Bitkiler bulundukları yerleri nemli tuttuklarından suyun eritici etkisini kolaylaştırırlar.Bu etki,bitkilerin çürümesiyle meydana gelen humus asiti yardımıyla daha da artar. Büyük ağaçların ve bitkilerin kökleri,taşların çatlak ve yarıkları arasına girerek onların mekanik olarak parçalanmasına sebep olurlar. Hayvanlar ise yuvalarını taşların içine yaparak taşları oyarlar. Bu oyuklar suların kolayca girmesini sağlar ve böylece etki daha da içerilere doğru ulaşır.

Ana başlıklar altında bu şekilde toplayabileceğimiz erozyon felaketi; her geçen gün gerek ülkemizde, gerek ise dünyamızda etkisini arttırarak devam etmektedir. Erozyondan korunma yolları ve insanların bu konuda biliçlendirilmesi en iyi şekilde yapılmalıdır.

erozyon-cesitleri

Tags: , , , , , , , ,