Ülkeler ve ekonomilerine göre değişen Orman politikaları

Aralık 14th, 2009 by admin | 1 Comment | Filed in Orman

amazon-ormanlari

Dünyada 3 büyük yağmur orman kuşağı, Amozon havzasında, Afrika’nın Ekvator çevresinde, Güney ve Güneydoğu Asya’da yer almaktadır. Yağmur ormanı kuşakları bölgesinden uzaklaşıldıkça yağışlar azalır ve mevsimsel yağmurlar başlar. Yağmur ormanının yerini tropikal muson ormanı, ağaçlı tropikal çayırlar, daha zayıf bir tropikal çayır tipi ve yarı çöl çalılıklara bırakır. Gelişmekte olan ülkelerde bitki örtüsü büyük ölçüde yok edilmiştir. Sadece koruma altındaki yada ulaşılması güç alanlarda varlığını sürdürmektedir.

ormanDünyada, yukarda belirttiğimiz yağmur ormanları bölgesinde yaşayanlar, genellikle avcılık ve gezici çiftçilikle geçimlerini saplarlar. Bu şekilde yaşayanlar ormanları keserek veya yakarak tarla açmakta, buralarda muz yada patates gibi ürünler yetiştirip geçimlerini sağlarlar. Bu bölgelerde ormanlar gür olmakla birlikte verimi azdır. Dökülen dal ve yaprakların sürekli çürümesiyle üretkenliğini devam ettirirler. Orman;bir kez açılınca, arazinin üretkenliği kısa sürede azalır,zararlı otlar büyür ve açılmış tarlalar terk edilerek yenileri açılır. Eski açılan yerler ikinci bitki örtüsüyle kaplanarak zamanla tekrar verimli hale dönüşür.

Bu bölgelerdeki ülkeler kalkınma sürecine girince, yağmur ormanları, kereste, odun kömürü ve odun deposu olarak algılanır. Böylece hem gezici hem de yerleşik tarım etkilerinin altında kalan yağmur ormanları hızla azalmaktadır. Asya ve Afrika’da her yıl binlerce kilometrekarelik orman alanları yok olmaktadır. Diğer tropikal bitki örtüsü çeşitleri için durum daha vahimdir.Yeni tarımsal alan ve yakacak arayışıyla hızla yok edilmektedir.

Kalkınmış ülkelerde ise durum çok farklıdır. Yaklaşık 20 milyon metrekarelik bir alana sahiptirler ve bu alanları korumasını bilmektedirler. İstikrarlı kullanma ile bu alanlar korunmaktadır. Üretilen kereste ve diğer ürün miktarları tespit edilerek ormanın başka yerlerine yeni dikimler yapılarak azalmasını önlemektedirler. Tarımsal gelişme yönünden bir baskı yoktur.

Sonuç olarak gelişmiş ülkeler, ormanlarını koruma altına almayı başarmış iken, gelişmekte olan 3. dünya ülkeleri maddi kazanç elde etmek için kendi bölgelerindeki ormanları gün ve gün yok etmektedirler. Unuttukları ise, bölgelerindeki ormanların sadece onlara değil, tüm dünya insanlarına ait olduğu gerçeğidir.

Aşağıda görmüş olduğunuz kare, erkonomilerine göre orman politikalarının en canlı örneğidir. Yağmur ormanları ve ormanların tahribininin boyutlarını bizlere en iyi şekilde ifade eden bu resim, dünyanın ciğerleri olarak bilinen yağmur ormanlarının yok oluşunun resmidir.

yagmur-ormanlari

Konuya benzer bir makale olan “En fazla orman yakan ülkeler” isimli bir makale daha önce yayınlamıştık. Dünyada en fazla orman yakan ülkeler ile en fazla orman tahribi yapan ve ağaçlarını kesen ülkelerin ortak noktasının ise, gelir durumu iyi olmayan ve gelişmekte olan 3. dünya ülkeleri olmasıdır. Bu sorun ülkeler ekonomisi ve gelir düzeyi ile direk alakalı olduğu gibi; eğitim ve insanların çevreye duyarlığı ile de yakından alakalıdır. Merak edenler için; Dünyada En Çok Orman Yakan Ülkeler

Tags: , , , , , , ,

Erozyonun Boyutu

Kasım 9th, 2009 by admin | No Comments | Filed in Erozyon

erozyonYurdumuzun büyük bir kısmı az yada çok Erozyonun Etkileri altındadır. Her yağmur yağışı her kar yağışı aynı zamanda erozyon sebebidir. Dere yataklarının bilinçsiz değiştirilmesi,kaçak yapılaşma erozyonun sebeplerindendir. Yaptırım gücü olan kanun eksikliği yüzünden zengin verimlilik gücü olan topraklarımızın erozyon nedeniyle azalması çok üzücüdür. Ülkemizin yaklaşık % 80 i, erozyonun ağır etkisi altındadır. % 14 yakın kısmı doğal karşılanan erozyonun etkileri altındadır.

Ülkemizde en çok Fırat, Dicle, Yeşilırmak havzalarında erozyonun etkileri hissedilmektedir. Bu nehirlerin oluşturduğu toprak taşınması (Sediment) miktarı 350 milyon ton civarındadır. Diğer bölgelerimizdeki küçük çaplı erozyonlarla sediment miktarının 500 milyon tonu geçtiğini söyleyebiliriz.

Erozyon nedeniyle sedimente uğrayan topraklar öncelikle baraj tabanlarını doldurmakta ve barajlarımızın verimliliğini düşürmektedir. Dünya istatikleri ise bizim ülkemize göre çok daha düşüktür. Bilim adamlarının bu konuda yaptığı çalışmalar, bizdeki Erozyon miktarının dünya ortalamasının 5 katı civarında olduğunu gösteriyor. Ülkemizde 1 kilometrekarelik alandan taşınan ince toprak miktarı 600 ton civarında iken, dünya ortalaması 140 tondur.

Bu veriler bizlere Erozyonun Boyutu hakkında bilgi vermeye yetmelidir. Bizce bu konudaki en çarpıcı bilgi ise, erozyonun boyutu dünyadaki ortalamaya göre ülkemizde 4,5 kat daha fazla olmasıdır.

Tags: , , ,

Belgrad Ormanları

Kasım 1st, 2009 by admin | 3 Comments | Filed in Orman

İstanbul’un göbeğinde gözlerinizi kapayıp derin bir nefes aldığınızda, ciğerlerinize oksijen doldurabileceğiniz kaç mekan sayabilirsiniz?

İstanbul’un iş hayatını, stresini, trafiğini, hava kirliliğini, sorunlarını unutturabilecek. Üzerimizden tüm yorgunluğumuzu ve negatifliğimizi alabilecek kaç mekan sayabilirsiniz?

belgrad_orman

Koca bir metropolün tam göbeğinde, şehrin merkezine 10 dakika uzaklığında, her mevsimin ayrı bir renk, ayrı bir tat olduğu, İstanbul’un ciğerleri Belgrad Ormanları.

İstanbul boğazının hemen batı yakasında bulunan ve 13.000 m2 alana yayılan Belgrad Ormanları; ince uzun ve hiç bitmeyecekmiş bir yol gibi önümüze çıkıverir. İlk olarak sağlı sollu yayılan dev meşe ve kayın ağaçları karşılar sizleri. Ve ardından gelen bir serinlik. İçinize çektiğiniz her nefeste, yenilenen havası. Sanki birden başka bir dünyaya giriş yapıyormuşsunuz hissi yaratıyor insanda. İstanbul’un ağaç denizi Belgrad Ormanları her tarafı; meşe, gürgen, kayın ve kestane ağaçları ile kaplı. Binlerce yıldır var olan bu ağaçlar, canlı bir tarihin tam göbeği. Binlerce yıldır var olan bu ağaçlar arasından, güneş kendi ışıklarını bile süzerek geçiriyor. Gözlerinizi kamaştıran bu ışık, ormanın sesiz uğultusu ve böceklerin mükemmel orkestrası adeta yeniden hayata başlama sevinci veriyor insana. Gün birden renksizden, en renkli gökkuşağına dönüşüyor. Hayat daha eğlenceli ve yaşamaya değer geliyor insana.

Belgrad Ormanları Adını Nereden Alır?

İstanbul’un bu eşsiz oksijen kaynağı, zamanının Osmanlı hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın Sırbistan seferi sonrası soluklandığı ve ismini koyduğu yer olarak bilinmektedir. 1521 yılında korunma altına alınan Belgrad Ormanları, günümüze kadar hiç bozulmadan gelmeyi başarmış, İstanbul’un eşsiz güzelliğidir. Kanuni Sultan Süleyman, Sırbistan seferinden sonra, daha önce Bizans köylülerinin yaşadığı bu topraklara, sefer sonrasındaki esirleri yerleştirir. İstanbul’un tüm su ihtiyacının karşılandığı bu topraklara Avyat köyü olarak bilinse bile, bu civarda oturan herkes buraya Belgrad demekteydi. Bu isim orman ile beraber alınarak, ismi Belgrad Ormanları olarak günümüze kadar gelmiştir.belgrad-ormanlari-resimleri

Karadeniz’den gelen hırçın rüzgar, ağaçların dallarını sallarken, gökyüzünden inen ışık yapraklar arasından süzülerek yüzümüze vurmaktadır. Serinlik ve oksijeni %100 olarak hissedebildiğimiz bu eşsiz orman içerisinde, insan tüm stres ve yorgunluğunu unutmaktadır. İstanbul’un ciğerleri, günümüzde 25 bin kişilik bir kullanım alanı sunmaktadır. Her gün binlerce farklı insan tarafından ziyaret edilen eşsiz ormanlar, günümüzün İstanbul insanı için vazgeçilmezidir.

Belgrad Ormanları ve Bentler

Ormanın içerisinden iki yana savrulan dev gibi ağaçların arasında ilerlerken karşımıza çıkan devasa bentler insanları bunlar nasıl yapıldı denilecek kadar etkiliyorlar. Büyüleyici bentler, Belgrad Ormanları içerisindeki yerini İstanbul’un su ihtiyacını karşılaması amacı ile yapılmıştır. Bentler bugün su ihtiyacını karşılamasalar bile; içerisindeki büfeler, bisiklet yolları, yürüyüş parkurları ile farklı amaçlara hizmetini devam ettiriyor. Belgrad Ormanları, 3 ayrı su bendi bulunmaktadır. Bunlar; Topuzlu Bendi (1750), Valide Bendi (1796), II. Sultan Mahmut Bendi (1839). Orman içerisine tarihi bir hava katan su bentleri, mistik karmaşayı yeşil ile beraber olarak sunuyor bizlere.

belgrad-ormanlari-kroki

Ve Belgrad Ormanları Atatürk Arboretumu

Belgrad Ormanlarının en eşsiz yerlerinden biride şüphesiz Atatürk Arboretumudur. 2000’i aşkın bitki çeşidine ev sahipliği yapan arboretum, içerisinde bir çok farklı ağaç ve bitkiyi büyütüyor. Atatürk Arboretumu, İstanbul ikliminde yaşayabilen bütün bitkilere ev sahipliği yapıyor desek yanlış bir tabir kullanmış olmayız sanırsak. Bu Arboretum da hemen her ağaçtan bir örnek var. Çin mızrak ağacından tutunda, sekonya ağacına kadar, lale ağacından tutunda, kestane ağacına kadar hemen her ağaç Atatürk Arboretumu içerisindeki yerini almış, Belgrad Ormanlarında.

Biyolojik faydaları, ruhsal iyileştirmesi, sanat düşünlüğü ve tüm ihtişamı ile doğanın en güzel yanı, İstanbul’un tam ortasında yaşıyor. Yüz yıllardır yaşayan Belgrad Ormanları, günümüzde ilk görenleri kendisine hayran bırakacak kadar ihtişamlı ve asil. Doğanın ve renklerin bu mükmmel cümbüşü, orman ve çiçek kokusu ile beraber sunan Belgrad Ormanları insana yaşadığını anlatacak nadir yerlerden biridir.

belgrad-orman-plani

Tags: , , , , , ,

Dünyadaki Erozyon Tehlikesi

Ekim 31st, 2009 by admin | 1 Comment | Filed in Erozyon

Dünyada Erozyon; olayları giderek şiddetini arttırmaya devam ediyor. Doğal Afetler, küresel ısınma nedeni ile her gün etkisini arttırırken bunlardan erozyon tehlikesi de gündemimize oturmuş durumda.

TEMA vakfı başkanlığından gelen açıklamada; tüm dünyada etkisini gösteren erozyon olayının giderek şiddetini arttırdığı ve erozyonun etkisinin bu şekilde artarak büyümeye devam etmesi halinde, 2025 yılında 6 milyar dünya insanının açlık sınırında olacağının üzerinde duruldu. Tema onursal başkanı Hayrettin Karaca’nın yaptığı bu açıklama, dünyadaki erozyon tehlikesi ve tehlikenin büyüklüğü hakkında bizlere yeterince açık bilgi vermektedir.

dunyadaki-erozyon-tehlikesi

Doğal Afetler her geçen gün şiddetlerini arttırarak, ülkemizi ve tüm dünyayı etkilemekte. İki yıl önce kuraklık sorunu yaşayan ve hastanelerin bile suyu kesilen ülkemizde, bu yıl sel felaketi gündemde. İstanbul da ki Sel Felaketi daha dün gibi hepimizin hafızasında. Dünyanın sürekli değişen bu ekolojik dengesi ve küresel ısınmanın sonucu olarak gelişen bu doğal afetler bu şekilde ilerlemeye devam ederse ve bunlara bir çözüm bulunamazsa dünyamızın sonu çok da fazla görülmemektedir.

Bakınız: İstanbul sel felaketi ve yağmacılık.

Dünyadaki Erozyon Tehlikesi ve yurdumuzda artan erozyon olayları henüz yeterince basın ve diğer yayın organları tarafından üzerinde durulan bir durum haline gelmemesi ise, Türkiye’nin en büyük sorunu olarak gösterilebilir. Avrupa’da en çok erozyondan etkilenen ülke Türkiye iken Türkiye’de henüz Erozyon felaketinin isminin bile doğru dürüst bilinmemesi ise, bizleri olduğu kadar konuya duyarlı tüm insanlarımızı üzmektedir.

Türkiye’de erozyon isminin yanlış yazılması ile ilgili bir yazı yazmıştık geçtiğimiz aylarda, okuyanları şoke eden bu makaleyi okumak için, yazı sonundaki erezyon değil erozyon linkine tıklamanız yeterli olacaktır. Bakınız: Erezyon değil EROZYON

Hepimizi dünyamızı tehdit eden bu doğal afetlere karşı önlem almaya ve daha duyarlı olamaya davet ediyoruz. Erozyon ve diğer doğal afetler ancak ve ancak insanların yoğun uğraşları ve el birliği ile üstesinden gelinebilinecek olaylardır. Çünkü doğanın şakası yoktur.

Haydi Türkiye, daha güzel bir dünya için, daha güzel bir ülke için… Erozyon ile el ele mücadele edelim. Türkiye ve Dünyamız Çöl Olmasın. Çünkü bu topraklar hepimizin.

Tags: , , , , , ,

Türkiye Erozyon Tehditti Altında

Ekim 14th, 2009 by admin | No Comments | Filed in Erozyon

Tüm dünya genelinde artan iklimsel değişiklikler ve doğal afet olaylarının artması, dünyanın ekolojik dengesini bozmaya devam ediyor. Küresel ısınmanın en büyük sonuçlarından biride erozyon felaketidir. Doğal Afet olaylarından gelecek zararları önlemek için Avrupa ülkeleri bir çok önlem almakta iken, henüz ülkemizde doğal afetler hakkında gerçek önlemlerin alınmaması çok üzücü.

Türkiye erozyon felaketinden dünyada en çok etkilenen ülkeler durumunda. Her gün 2 kamyon toprağını kaybeden ülkemiz, erozyon olayı net sonuçlarını göstermediğinden dolayı gerçek bir çözüm bulma aşamasına yönelmemiştir. Erozyon, giderek etkisini büyütüyor.

Türkiye’yi erozyondan korumak için faaliyet gösteren Tema vakfının verilerine göre, Türkiye topraklarının %90’lık bir bölümü erozyon riski altında. Bu %90’lık bölümün %70’i ise, tarım alanları üzerinde. Bu verilere göre aslında Türkiye’de erozyon olayının neden bu kadar hızlı büyüdüğü gerçeğini de net olarak ortaya çıkmış oluyor. Bizler kendi topraklarımızı, doğanın kanunlarına uymayarak, kendi ellerimiz ile doğaya teslim ediyoruz.

Erozyon olayının etkilerinin birinci nedeni olarak gösterilebilinecek yanış tarım teknikleri yüzünden, her yıl milyonlarca metreküp toprağımız verimsiz hale gelmektedir. Tema vakfının yaptığı açıklamalarda; amaç dışı arazi kullanımı, hatalı tarım teknikleri ve yatırımların yanlış konumlanması erozyon sürecini hızlandırıyor.

Tüm Avrupa ülkeleri erozyondan korunma yolları araya dursun, bizler ülkece erozyonu hızlandırma ve bizim topraklarımıza bu doğal afet nasıl daha fazla zarar verebilir yollarını arıyoruz.

Türkiye kendi toprağına sahip çıkmaz ise, doğa o sahipsiz toprakları alır. Sakın unutmayın. Erozyonun zararları isimli makalemizi inceleyerek, Türkiye’de erozyon felaketinin ülkemiz toprakları üzerinde bıraktığı etkileri daha detaylı bir biçimde inceleyebilirsiniz. Bu yazımızı okumak için paragraf sonundaki linke tıklayınız. Bakınız: Erozyonun Zararları

Evet, Türkiye Erozyon Tehditti Altında. Bu bir gerçek. Çok geç olmadan, el ele Türkiye’yi bu doğal afetten kurtaralım. Çünkü Erozyon gibi doğal afetler ancak el ele verilerek üstesinden gelinebilinecek olaylardır. Haydi Türkiye el ele. Türkiye Çöl Olmasın.

Tags: , , , ,