Archive for the ‘Doğal Afetler’ Category

Kuraklık

Aralık 20th, 2009 by admin | 2 Comments | Filed in Doğal Afetler

Kuraklık; şiddetine göre toplumları her zaman endişelendiren bir olaydır. Ülkemiz, dünyanın yarı kurak bir bölgesindedir. Her yıl ülkemizin bazı yöreleri kuraklık yaşamakta, çok az bölgemizde ise kuraklık olmamaktadır. Aşağıdaki resim kuraklık ve sonuçları hakkında bizlere ders verecek niteliktedir. Yazımızın devamını okumadan önce, biraz bu resime bakıp düşünmenizi istiyoruz.

kuraklik

Türkiye’de Kuraklık (Ülkemizde Kuraklık)

Türkiye’de kuraklık sorunu yok gibi gözükse de, sorun her yıl giderek şiddetini arttıran bir hal almaktadır. Ülkemizde kuraklık henüz etkisini tam olarak göstermese bile, doğal afet olaylarının etkilerini uzun sürede gösterdikleri ve gerçek tepkilerinden sonra, geri dönüşün olmadığının bilincinde olunması gerekmektedir.

Karedeniz bölgesine yılın on iki ayı yağış düşmektedir. Özellikle doğu Karadeniz bu bakımdan çok şanslı bir bölgemizdir. Yağışı çok olan bu bölgelerimiz kuraklığa karşı kendi kendini koruyabilmekte ve yeraltı su kaynaklarını besleyebilmektedir. Ama iç Anadolu, ege ve güneydoğu Anadolu bölgesinde ciddi anlamda kuraklık görmekteyiz. Bütün canlılar için su vazgeçilmez bir yaşam aracıdır. Su dünya üzerinde çevrim içinde dolaşmaktadır. Bilim adamları buna Hidrolojik çevrimdemektedir. Bu çevrim nedeniyle yıllara göre su bazen az bazen çok olur. Deniz suyu yüzeylerinden ve okyanuslardan buharlaşan su atmosferden, meteorolojik olayların sonucunda yağış olarak tekrar yeryüzüne döner. Bu sular ya yüzeyde ya da yüzey altına inerek yeraltında akmaktadır.

ulkemizde-kuraklik

Kuraklığı literatür’e göre dört başlıkta inceleyebiliriz. Bunlar;

1) Meteorolojik kuraklık: Yılın belli dönemlerine göre yağış ortalamasının az olmasıdır.
2) Hidrolojik kuraklık: Nehir, göl ve barajlardaki su miktarının azalmasıdır.
3) Tarımsal kuraklık: Ekilen ürün çeşidine göre toprak neminin müsait olmaması.
4) Sosyolojik kuraklık: Toplumun üretim ve tüketim faaliyetlerini etkileyen su eksikliğidir.

Kuraklık, bir doğal afet sınıfına girmektedir. Ama Afet işleri genel müdürlüğümüzle ilgili kanun ve yönetmeliklerde kuraklıkla ilgili tedbir bulmak güçtür. Ormanları bilinçsiz tüketen toplumlar ve beton yığınına dönen bölgelerimizde kuraklığın artması normaldir. Ancak bunların olmadığı bölgelerimizde de kuraklık olmaktadır. Söylemek istediğimiz kuraklığı engelleyecek ya da azaltacak tedbirlerin alınmasıdır. Belki dünya üzerinde şanslı bir bölgedeyiz; ama bu bizim tedbir almayacağımız anlamına gelmemeli. Artık afet işleri genel müdürlüğünün mevzuatlarına kuraklık tanımı ve kuraklıkla mücadele girmelidir. Doğal Afetler olduktan sonra ağlayacağımıza, olmadan tedbirlerini alabilmeliyiz. Okullarımızın eğitim müfredatında ağırlıklı yeri olmalıdır. Çünkü kuraklık; öğle bir şeydir ki; susuzluk, kıtlık, açlık, iflas ve işsizliği, göç ve savaşı içinde barındırır.

Çevresel sosyal ve ekonomik yönden çok yıkıcı bir afettir. 1907’de Çin’de tam 24 milyon insan öldü kuraklıktan. Depremin büyük şiddetlisi ya da hafif şiddetlisi varsa, kuraklığında büyük ölçekli olanı ve küçük ölçekli olanları vardır. Bizim kuraklığı anlamamız için bir milyon insanın ölmesi gerekmiyor. Kuraklığın hem zamanla hem de alanla değişen bir sinsiliği vardır. Çünkü taşkın hemen kendini belli ediyor ve yapacağını hemen yapıyor. Fakat kuraklık daha farklı; Bir düşünür “Sormazsanız çok iyi biliyorum, ama sorarsanız izah edemem” diyerek anlatmıştır.

Akademisyenler tarafından Dünyanın değişik yöreleri için kuraklık farklı tanımlanır. Örneğin, Libya’da yılda 180 mm altında yağışınız varsa, o bölge öteki bölgelere göre kurak sayılır. İngiltere’de ardışık 15 günde 2,5 mm’den az yağış varsa bölge, diğer bölgelere göre kurak kabul edilir. Genel olarak bir bölgedeki yağış miktarının, uzun yıllar ortalamasının altında kalması ile izah edilebilir. Netice itibari ile kuraklık; bir su olayı noksanlığıdır.

Şu noktaya da dikkat çekmek gerekirse; Enerji barajlarındaki kuraklıkla, sulama barajlarındaki kuraklık farklıdır. Aldığı yağış açısından Kars ile Adana aynıdır. ama, Kars ile Adana arasında kuraklık farkı vardır. Bu; iki bölge arasındaki sıcaklık farkından kaynaklanmaktadır.

kuraklik-su

Su; Havadan sudan bir konu olmakla birlikte, toprağa değdiği anda toprakla ilgili bir konuya dönüşür. Buda toprakla suyun ilişkisi olan tarım demektir. Tarım için suya, yağış için ormana ihtiyaç vardır. Kuraklığı önleme çalışmalarına, mutlaka orman mühendislik odalarının da katkısı gerekmektedir. Yüzey akışları ağaç çeşitliliğine göre değişir.

Türkiye’deki erozyonların % 95 ‘ten fazlası su erozyonudur. Ormanların çoğaltılmasın da, Ağaçların çeşitliliklerinin artırılmasında erozyonu ve kuraklığı önleyici hususlar vardır. Yanlış ağacı ormana dikerseniz Erozyon artar. Doğru ağacı doğru yere dikmek gerekir. Buna da devletin ilgili birimleri öncelik etmelidir. Hep söylediğimiz gibi, Doğal Afet olaylarının hepsi bir zincir şeklinde birbirine bağlı olarak gelişen olaylardır. Eğer bu zincirin halkalarından bir tanesi kırılır veya koparsa tüm denge bozulacak ve Doğal Afetler sırasıyla etkisini arttıracaktır.

Erozyon ve Kuraklık arasındaki hassas çizgiyi en fazla hisseden ülke ise Türkiye’dir. Türkiye’de kuraklık ve erozyon hakkındaki kaynak bilgi ve eğitimsel çalışmaların ise yok denilecek kadar az oluşu tüm çevre ve Türkiye severler gibi bizleri de üzmektedir.

Türkiye’yi sevelim. Çünkü bu ülke hepimizin. Ve çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras. Lütfen mirasınıza sahip çıkın!

dogal-afetler

Tags: , , , , , ,

İstanbul Sel Felaketi ve Yağmacılık

Eylül 12th, 2009 by admin | 4 Comments | Filed in Doğal Afetler

Biz bu siteyi açalı aylar oldu. Ve aylardır doğal afetlerin etkilerinin ne kadar büyük olabileceğini, Türkiye’de doğal afet olaylarının giderek şiddetini arttıracağını anlatmaya çalışıyoruz. istanbul-sel

Ve sonuç ortada. Tüm İstanbul sel felaketine yakalandı. Yüzlerce insan can ve mal kaybına uğradı. Can kaybına uğratan doğa, mal kaybını da eksik etmedi insanlarımızdan. Hep vurguladığımız bir şey var. Bu felaketlerin tek sebebi gene insanlardır. İstanbul sel felaketinde herkes gördü ki, bu felaketlerin getirdiği mal kaybı yetmiyormuş gibi, bir de bizim insanlarımız tarafından yağmalanan mallar. Gerçektende konu ile ilgili olarak denilecek çok fazla bir şey bulamıyor insan. Ancak bunlar nasıl insan demeden, biz nasıl bir toplumuz demeden de edemiyoruz.

İnsanlar olarak bu kadar duyarsız değildik biz. Türk tarihi incelendiğinde, biz savaştığımız devletlere bile, savaşlar bittikten sonra yardım eden bir toplumduk. Peki Türk insanı özünü nasıl odluda unuttu. Nasıl oluyor da, düşmanını bile zor durumda görürken vicdanı sızlayan, en nihayetinde insandır diyerek yardım eden bir toplumun insanı, kendi insanını bu zor halinde yağmalayan bir insan haline getirdi.

İşte bu hususta günlerdir televizyonlarda tartışma programlarını izliyoruz hepimiz. Gerçektende utanç. Verici olan bu tablo insanı, insanlıktan utandıran bir fotoğraf adeta. Bizler, sel felaketine uğrayan insanlarımıza yardım edeceğimize onlara kucak açacağımıza, gidiyoruz birde zor durumda kalmış vatandaşlarımızın mallarını yağmalıyoruz.

İzlediğim haber bültenlerinde bir vatandaş çok dikkatimi çekti. Sırtına plazma yüklemiş utanmadan gidiyor. Kameraman arkadaş sorunca da, cevap hazır. Napalım geçim derdi, yaşamak için! Plazma mı karnını doyuruyor senin? Plazmayı sel suyuna bandırarak mı yiyeceksin?

İşte Türk insanının düştüğü bu tablo gerçektende içler acısı. Sizler bu Doğal Afetler gelmeden önce mallarınızın güvenliğini almalısınız. İstanbul da yaşanılan bu sel felaketi ve yağmalanan mallar izlerin kulaklarına küpe olsun. Vakit kaybetmeden, doğal afet sigortası yaptırınız.

Bir daha olmaz diyerek hareket etmeyiniz. Ufak tefek zevklerinizden kısarak rahatlıkla Doğal Afet Sigortası yaptırabilirsiniz. İstanbul da yaşanılan sel felaketi, hepimize ders olsun. Biz böyle bir millet değiliz! Ancak olduk. Hatta biz böyle bir millet olmaya mahkum edildik.

Üzgünüm ve söyleyecek çok fazla bir şey bulamıyorum. Keşke sesimizi daha fazla duyurabilseydik ve bir iki insanımızın daha bu felakette karşı önlem almasında yardım edebilseydik.

sel

Tags: , , , , , ,

DASK Nedir?

Eylül 2nd, 2009 by admin | No Comments | Filed in Doğal Afetler

DASK; Doğal Afet Sigortalar Kurumu kısaltmasıdır. Bu kurum 27.12.1999 tarihinde Doğal Afetlere Karşı Alınacak Önlemler ve Doğal Afetler Nedeni ile Doğan Zararların Giderilmesi için Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yetki Kanununun verdiği yetkiye dayanarak; “Zorunlu Deprem Sigortasına Dair Kanun Hükmünde Kararname” olarak resmi gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

Doğal Afetler Sigortalar Kurumu (DASK); kamu tüzel kişiliğin haiz, kar amacı gütmeyen ve işlerini tamamen sigorta tekniğine uygun olarak yürüten bir kurumdur. DASK, 7 kişilik yönetim kurulu tarafından idare edilmekte ve Doğal Afetler Sigortalar Kurumu, Hazine Müsteşarlığı tarafından denetlenmektedir.

Doğal Afetler Sigortalar Kurumu’nun Kurulma Amaçları:

1) Bütün konutları deprem felaketine karşı sigorta güvencesi altına almak.

2) Deprem Afetlerinden oluşacak mali hasarların yükünü sigorta yolu ile reasürans piyasalarına dağıtmak.

3) Devletin depremlerden kaynaklanan mali yükünü azaltmak.

4) Ülkemizde daha sağlıklı yapıların inşa edilebilmesi için, yapı üretimlerinde DASK’ı bir araç olarak kullanmak.

5) Deprem hasarlarının karşılanması için, uzun vadeli kaynak birikimi elde etmek.

6) Toplumda sigorta ve sigortacılık bilincinin gerçekleşmesine katkıda bulunmak.

Doğal Afet Sigortalar Kurumu (DASK) hakkında daha fazla bilgi almak için; DASK’ın resmi sitesini inceleyebilirsiniz. DASK’ın sitesinde konu ile ilgili bir çok açıklayıcı yazı bulunmaktadır. Doğal Afet Sigortalar Kurumu internet sitesine bağlanmak için, aşağıdaki linki tıklayınız.

DASK

Tags: , , , , ,

Doğal Afet Sigortası İhmal Edilmemeli

Eylül 1st, 2009 by admin | 2 Comments | Filed in Doğal Afetler

Doğal Afetlerin en sık görüldüğü ülkelerden biri olan Türkiye ne yazık ki, Doğal Afet Sigortası konusunda da gündemden düşmüyor. Doğal Afetler hakkında yeterince bilgi sahibi olamamamız bir yana, doğamızı koruyamamamız ve sonucunda Doğal Afetlere yine kendimiz izin vermemiz bir yana, bir de doğal afetler olaylarına karşı hiçbir önlem almamaktayız.

Türkiye’de Depremlerin üst üste yaşandığı 99 senesinde, yürürlüğü neticelendirilen; Doğal Afet Sigortalar Kanunu bir türlü istenilen ilgi ve alakayı görmemiştir. Doğal Afet olaylarına karşı önlem almamız gerektiğine dikkat çeken yetkililer, bu konuda bilgilendirme çalışmalarına da hız vermiş durumdadır. Doğal Afet Sigortası için; sigorta primi, vergi, resim ve harç gibi giderleri muaf bırakılması ile Doğal Afet Sigortası yaptıran vatandaşlarımızın sayısında artış olacağı bekleniliyordu. Yetkililer yaptıkları açıklamalarda, konu hakkında beklenilen artışın gelmemesi ve insanların doğal afet olaylarına çok duyarsız olmasından yakınmaktadır.

Hep dediğimiz gibi Doğal Afetler önüne geçilmeyecek olaylar değildir. Ancak bu konularda ki ilgisizlik ve duyarsızlık, bu gibi afet olaylarını çok önemli neticeler doğurmasına neden olmaktadır. Doğal Afet Sigortası, Doğal Afet gelemeden önce yapılmalı ve bu gibi olaylar iş işten geçtikten sonra önem arz etmemelidir.

Bugün Deprem olabilir, yarın Deprem olabilir. Evet bu doğanın bir kanunu ve bunun önüne maalesef ki geçemeyiz. Ancak Deprem’den göreceğiniz hasar alacağınız küçük bir önlem ile ortadan kalkabilir. İşte bu yüzden Doğal Afet Sigortası İhmal Edilmemeli. Ve her zaman yaptığımız gibi, iş işten geçtikten sonra ahlar, vahlar edilmemelidir.

Doğal Afetler hakkında bilgilendirme sitemizde, bundan sonra bu gibi konulara da yer vereceğiz. Bundan sonraki yazılarımızda, zorunlu deprem sigortası ve diğer doğal afet sigortalarını beraber inceleyeceğimiz tarzda yazılar yayınlayacağız. Doğal Afet Sigortası hakkında daha fazla bilgi almak için, Doğal Afet Sigortalar Kurumu (DASK)’ın sitesini ziyaret ediniz. Doğal Afet Sigortalar Kurumu sitesine yönlenmek için, aşağıdaki linke tıklamanız yeterlidir.

Doğal Afet Sigortalar Kurumu ( DASK)

Tags: , , , , , ,

Heyelan Ne Zaman Olur?

Eylül 1st, 2009 by admin | No Comments | Filed in Doğal Afetler

Doğal Afet olaylarının bir çoğu ne zaman gerçekleşeceği belli olmayan felaketlerdir. Bazıları gerçekleşmeden önce haber veya uyarılar verseler bile, bazı doğal felaketler; hiçbir haber vermeksizin aniden gelişmektedir.

Heyelan olayının tam olarak Ne Zaman ve hangi boyutlarda oluşacağını tahmin etmek zordur. Ancak Heyelanın Oluşmasının Nedenleri tam olarak sağlandığı her an Heyelan Olayı olabilir diyebiliriz.

Heyelan birkaç çeşitte gerçekleşmesine rağmen bu afetlerin hepsine Heyelan ismi verilmektedir. Bazı Heyelanlar birkaç saniye sürer, bazıları ise uzun süreler devam eder. Bu tamamen heyelanın gerçekleştiği arazinin büyüklüğüne, toprağın ve toprak üzerindeki bitki örtüsü tabakasının varlığına ve toprağın ıslak olup olmamasına gibi bir çok farklı nedene bağlanılabilir.

Heyelanın gerçekleşmesi bazen yıllar alır. Toprak tüm koruyuculuğunu ve üzerindeki bitki örtüsü tabakasının tutucu özelliğini kaybedene kadar heyelan olayına karşı direnç gösterir. Bazen ise heyelanın gerçekleşmesi saniyeler sürer.

Yazımızın başında da dediğimiz gibi heyelan olayı; Heyelan Oluşmasının Nedenleri tam olarak gerçekleştiği her an olabilir. Bu yüzden heyelanın gerçekleşmesi için oluşabilecek nedenler iyi bilinmeli ve toprağın doğal bitki örtüsü korunmalıdır. Yoksa Heyelan, çok büyük can ve mal kaybı veren bir Doğal Afet olabilir.

Aşağıdaki resimde gördüğünüz Heyelan Olayı saniyeler içerisinde gelişmiş bir Doğal Afet’tir. Yoldan geçen bir kamyonun üzerine düşen büyük kütleli kaya parçaları, aracın sürücüsünün can kaybına neden olmuştur.

heyelan-ne-zaman-olur

Heyelanın Oluşmasının birçok Nedeni bulunmaktadır. Daha önce sizlere bu konuda açıklayıcı bir makale yazmıştık. Dilerseniz Heyelan hakkında daha fazla bilgi almak ve nasıl oluştuğunu, neden oluştuğunu öğrenmek için bu yazımızı okuyunuz. Bknz: Heyelan Oluşmasının Nedenleri

Doğal Afetler; ancak el birliği ile üstesinden gelinebilinecek toplumsal sorunlardır.

Tags: , , , , ,