Archive for the ‘Bitki’ Category

Kaktüs Bitkisi

Eylül 5th, 2009 by admin | 4 Comments | Filed in Bitki

Bildiğiniz gibi sitemizde, Çöl ve Bitki kategorileri bulunmaktadır. Bu kategorilerde elimizden geldiğince sizlere yardımcı olacak kaliteli yazılar yazmaya, bitkileri tanıtmaya, dünyadaki çöller hakkında bilgiler vermeye çalışıyoruz. Bugünkü yazımızda ise, “Çöl ve Bitki” kelimelerinin tek yan yana kullanılabileceği bir bitki türü olan KAKTÜS, hakkında sizlere bilgiler vereceğiz.

Kaktüs Bitkisi, aslında çiçekli bir bitki türüdür. Ancak kaktüs bitkisinin çiçekleri dikendir. Gövdesi kalın ve etki olan bu bitki, çiçekli bitkiler familyasına bağlıdır. Bitki türleri incelendiğinde, kaktüsün bir tür olmadığını görüyoruz. Daha önce sizlere bitkilerin sınıflandırılması ile ilgili bir yazı yazmıştık. Bu yazımızı incelerseniz, kaktüs bitkisinin hangi sınıfa dahil olduğunu ve niçin bir tür (cins) bitki sınıfına dahil edilemediğini daha iyi analiz edebilirsiniz. Bknz: Bitkilerin Sınıflandırılması

Kaktüs bir çok özelliği ile, bir çok bitkiden ayrı bir yapıya sahip. Bu yapısı onu eşsiz kılmaktadır. Kaktüs diğer bitkilere oranla çok daha az su isteyen bir bitkidir. Kaktüs içerisinde su absorve eden yapısı ile, dünyada en az su kullanarak yaşamına devam eden bitki konumundadır. Kaktüsler, yaz aylarında kış aylarına nazaran daha fazla su tüketir. Ancak kışın depoladığı su kaktüse bir yaz boyunca yetecektir.

Kaktüs yapısı gereği fazla toprak isteyen bir bitki değildir. Çöl iklimine ve çöl yaşamına ayak uyduran bu bitki, ne toprak nede su ister. Evet sonuçta yaşayan her bitki toprak ve suya ihtiyaç duyar, ancak kaktüs bu ihtiyacı dünyada en az duyan bitki türüdür.

Bu yüzden Kaktüs Bitkisi, gövdesinden çok daha küçük saksılarda yetişmektedir. Dışarıda satılan kaktüs bitkilerine bir göz geçirin, kocaman gövdeli kaktüsler minicik saksılarda yaşarlar. Zaten kaktüs bitkisini büyük bir saksıya dikerseniz, kaktüsün büyümesinin duracağını göreceksiniz. Çünkü Bitki kendisini bu şekilde geliştirmiş ve alıştığından fazla toprak bitkinin can vermesine bile neden olabilir.

Kaktüsler genelde çöller de ve tropik iklim kuşağının hakim olduğu sıcak bölgelerde yetişirler. Yetişkin kaktüsler 15 ile 18 metreye kadar ulaşan boyları ile, ihtişamlı bir görünüme sahiptirler. Kaktüs bitkilerinin kökleri ise, bir ağacın dalları kadar kalındır. İşte kaktüslerin az toprak ve az su ile yaşamasındaki ana adaptasyonda budur. Kökleri çok kalın olan bu bitki, köklerinde depoladığı su ve mineralleri uzun süreler boyunca saklayabilmektedirler.

Yukarıda sayılan özellikleri, kaktüsleri bitkiler sınıfından ayırmakta ve özel bir bitki yapmaktadır.  Kaktüsler kendileri içerisinde bir çok çeşiti bulunmaktadır. Gelecek günlerde, sizler ile kaktüs çeşitleri ile ilgili ayrıntılı makaleler paylaşacağız.

kaktus-bitkisi

Tags: , , , ,

Bozkır Bitki Örtüsü

Ağustos 22nd, 2009 by admin | 1 Comment | Filed in Bitki

bozkir

Bozkır kuraklığa çok dayanıklı bir bitki örtüsüdür. Bu yüzden genellikle, ağaçların olmadığı bölgelerde görülmektedir. Çünkü bozkır bitki örtüsü, yağışların ağaçların yetişmesine izin vermeyeceği kadar az olduğu yerlerde görülmektedir. Bu sebepten dolayı bozkır ve ağaç bitki örtülerini yan yana görmemiz nerede ise imkansızdır.

Bozkır otsu bir bitkidir. Çalılı ve dikenli görünümü ilen tanınan bozkır, ülkemizde karasal iklim koşullarının hakim olduğu yerlerde görülmektedir. İç Anadolu Bölgesi Başta olmak üzere, Türkiye’nin bir çok karasal iklimin hakim olduğu bölgesinde bozkır bitkisi görülmektedir. Bozkır bitkisi yazları kuruyarak sapsarı bir görünüme bürünürler. Bu sayede soğuk ve kuraklığa çok iyi bir şekilde adapte olurlar.

Bozkırları oluşturan başlıca ot türleri; geven, koyun yumağı, kekik, gelincik, peygamber çiçeği, kılıç otu ve yavşan otudur.

Bozkırlar Üç Ana Grup Halinde İncelenilebilir. Bunlar;

1) Antropojen Bozkır: Ülkemizde bu tip bozkırlar, İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’da görülmektedir. Daha önce bu bölgelerde yaşayan ve büyük çoğunluğu meşe ağaç topluluğundan oluşan ormanların tahribi sonucu yetişmiş bozkır türlerinin genel ismidir. Ülkemizde en az görülen bozkır grubu antropojen bozkırlardır.

2) Doğal Bozkırlar: Doğal bozkırlar ülkemizdeki bozkır bitki örtüsü alanlarının %80’ine sahiptir. Ülkemizde en çok görünen bozkır cinsi olan doğal bozkırlar; İç Anadolu, Güney Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerimizde, alçak ovalarda görülmektedir. Doğal bozkırların yapısı gereği, bahar aylarında yeşeren bir bitkidir. Bu bitki sonbaharla beraber sararır ve tüm yaz mevsimi boyunca sarı rengini muhafaza eder.

3) Uzun Boylu Bozkırlar: Diğer bir ismi dağ bozkırı olan bu bitkiler, ağaç görünümünü andıran uzun boylu otsu bitkilerdir. Ülkemizde Doğu Anadolu bölgesinde, orman sınırının başladığı yüksekliğe kadar yetişmektedirler. Doğu Anadolu Bölgesi’nde Elbistan ve Malatya ovaları uzun boylu bozkır bitki örtüsü ile kaplı ovalardır.

bozkir-bitki-ortusu

Tags: , , , , , , ,

Maki Bitki Örtüsü

Ağustos 22nd, 2009 by admin | 3 Comments | Filed in Bitki

maki-bitki-ortusuMaki genel anlamı ile bir ağaç türüdür. Ancak tam olarak ağaç denilemez. Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde yetişen maki, bu bölgedeki ağaçların tahribatı sonucu ortaya çıkmış bir türdür. Akdeniz Ormanları tahribi sonucu ortaya çıkan ağaççık bitki topluluğuna maki denir.

Makinin tam olarak kelime anlamı; Geniş alanları kaplayan çalı ve ağaçcık halindeki bitki topluluğudur. Maki bitkisini oluşturan ağaç türlerinin; başta kocayemiş ağacı gelmektedir. Keçiboynuzu, Defne, Yabani Zeytin, Zakkum, Melengiç vs. gibi ağaç toplulukları maki bitkisini oluşturan diğer ağaç türleridir.

Görünümleri çalıyı andıran bu bitki topluluklarının büyük bir kısmı kışın yaprak dökmemektedir. Bu sayede yaz ve kış aylarında yeşil kalmayı başaran makiler, dayanıklı ve zor iklim şartlarına ayak uyduran bitkiler olarak bilinirler. Ülkemizde Akdeniz Bölgesi Ormanlarının büyük bir çoğunluğu maki bitkisinden oluşmaktadır.

Tags: , , , , ,

Adaçayı Bitkisi ve Şifaları

Temmuz 11th, 2009 by admin | 8 Comments | Filed in Bitki

Sizlere belirli aralıklarla şifalı bitkiler ve bu bitkilerin vücuttaki yararları hakkında makaleler yazmaya, yayınlamaya çalışacağız. Doğal denge içerisinde bulunan bu bitkiler bir çok ilacında hammaddesini oluşturmaktadır. İnsanların doğanın müthiş dengesini görmeleri ve sevmelerine yardımcı olacağını düşündüğümüz bu bölümü sizlerinde seveceğini tahmin ediyoruz. İlk tanıtacağımız şifalı bitkinin adı; Adaçayı.

Adaçayı Nedir?

Latince isimi Salvia officinalis olan adaçayı, bitkilerde Lamiaceae familyasında bulunur. Ülkemizdadacayie çok fazla çeşidi bulunan bu bitki, bahçelerde yetişen ılıman iklim bitkisidir. Türkiye’de 90 çeşit adaçayı cinsi belirlenmiştir.

Ülkemizde; İzmir ve çevresi başta olmak üzere, İç Anadolu ve Ege bölgelerimizde sıklıkla üretimi yapılan bir tarım bitkisidir. Adaçayının kökleri dallanmış bir şekilde toprağın içerisine gömülüdür. Gömülü kökler sayesinde, dayanıklılık kazanan adaçayı, bu sayede kışın yaprak dökmez. Dayanıklı otsu bir bitki olan adaçayı, nisan ayında çiçek açmaya başlar ve haziran ayının sonlarına kadar çiçek verir. Bitki, menekşe rengi ve beyaz renk olmak üzere iki farklı renkte çiçek vermektedir.

Adaçayının Şifaları Nelerdir?

En bilindik şifası mideye iyi gelmesi olan adaçayının, bir çok farklı şifası bulunmaktadır. Bunları sıralamak gerekirse;

1- Mide ve kalınbağırsakta oluşan gazları giderir ve mide bulantısına kesin çözüm getirir. Bu sayede vücudun hazım sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur. İshali durdurur.

2- Adaçayı bakteri öldüren özelliğe sahiptir. Kendisi diri bir bitki olduğu için, vücuda kolayca ölmez. 3 gün bozulmadan durabilen bu dayanıklı bitki, bademcik iltahabına ve diş iltahaplarına çok iyi gelmektedir. Diş eti ve mide asidi gibi bakterileri öldürür ve dolaylı olarak ağız kokusu sorunu yaşayan kimselerin ağızlarının kokmalarını önler.

3- Adaçayı vücutta ki kan dolaşımını hızlandırır ve kanın temizlenmesine yardımcı olur.

4- Çayın yaprak kısımları ezilerek direk olarak cilde teması halinde, cilt hücrelerinin yenilenmesine çok fazla yararı bulunmaktadır. Sivilcelerden kurtulmak, böcek ve arı sokması tedavisi için kullanılabilinir. Cildin diriliğinin sağlanmasına yardımcı olur.

5- Adaçayı demlenilip, ılık bir şekilde içildiğinde; göğüsün yumuşatılmasında çok etkilidir. Öksürük sorunu yaşayan hastalara iyi gelir. Ayrıca astım ve bronşit hastalarında düzenli olarak kullanıldığında olumlu etkiler bırakmaktadır.

6- Özellikle şeker hastalarında görülen sinirsel durumlara iyi gelir ve telkin edici özelliği bulunmaktadır. Adaçayının karaciğer rahatsızlıklarına ve sinirsel depresyonlara da iyi geldiği bilinmektedir.

Adaçayının Yan Etkileri Nelerdir?

Doğadaki her bitkinin vücuda yararlı bir etkisi bulunduğu gibi, fazla kullanılması halinde yan etkileri de bulunmaktadır. Adaçayı aşırı derecede kullanıldığında tansiyonu yükseltir ve mideyi rahatsız edebilir. Adaçayının bunlar dışında bilinen başka bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Tags: , , , , , , , ,

Toprak Nedir? Nasıl Oluşur? Toprağın Önemi

Haziran 27th, 2009 by admin | 11 Comments | Filed in Bitki, Erozyon

Toprak oluşumu çok uzun süreler alan bir işlemdir. Sert kayaların doğal faktörlerle etkileşimi sonucunda ufalanması ve fiziksel anlamda ayrışması ile toprak oluşur. Bu ayrışımlar sonucu kimyasal ayrışımlar başlar ve verimli toprak diye adlandırabileceğimiz topraklar oluşur.

toprak

Anlattığım bu işlemin doğal faktörlerle gelişmesi; su, rüzgar gibi etkenleri içerisinde barındırır ve milyarlarca yıl alır. 10 ila 20 cm kalınlığındaki verimli bir toprak tabakasının oluşması binlerce yıl alırken, bu tabakanın erozyon sonucu yok olması sadece seneler sürmektedir. Erozyon olayının sonunda FELAKET kelimesinin kullanılması da bu yüzdendir.

Dünya üzerinde hayatın devam edebilmesi ve besin zinciri için önemli bir yer teşkil eden toprağın yok olması, diğer bağımlı olduğu faktörlerle beraber hayatında yok olması anlamına gelmektedir. Bitkiler yetişmek, yaşamak ve gelişmek için toprağa ihtiyaç duyarlar. Besin zincirindeki bu bağlantı, erozyon olayının sonuçları hakkında bizlere daha net bilgiler sunmaktadır. Toprak kaybından oluşan açıklığın giderilmesi çok zahmetli bir iş iken, erozyon olayı her kayıpta şiddetini daha da fazla arttırmaktadır.

Toprağın, toplumlar ve ülkeler açısından en önemli zenginlik kaynağı olduğunu gören ve bunun bilincine varan bazı ülkeler; toprak kaybını minimize edebilmek için bir çok önlem almışlardır. Ancak bu bilinçlendirme ülkemizde yerini tamamen cehalete bırakmakta ve göz göre göre her yıl milyonlarca m3 toprağımız yok olmaktadır. Kaybın kısa bir süre içinde karşılanamaması, ülkelerin ekonomik yapılarına etki ederek fakirleşmelerine, hatta can ve mal kayıplarının da yaşandığı büyük doğal felaketlere neden olabilmektedir. Nasa’nın yaptığı açıklamada, ülkemizdeki erozyon olayının bu şekilde devam etmesi sonucu 2040 yılında Türkiye’nin büyük bir kısım toprağını kaybedeceği ve çölleşme gerçekleşeceği bilinmelidir.

Tags: , , , , ,