İstanbul Depremi

Aralık 28th, 2009 by admin | 2 Comments | Filed in Deprem

deprem

Halkın çoğunluğunun korku ve endişeyle, birçok bilim adamının heyecanla, memleketi yönetmekle görevli siyasilerin umursamaz tavırlarıyla beklenilen İstanbul Depremi; Kimine göre 30, kimine göre 20, bazılarına göre her an olabileceği konuşulan İstanbul depremine ne kadar hazırlıklıyız? Ve en önemlisi tarihteki İstanbul Depremleri bizlere ne gibi tecrübeler kazandırdı, yoksa hafızalarımızdan silindi mi?

Her an olabilecek bir deprem felaketi bekliyoruz ama sanki hiç deprem olmayacakmış gibi yaşıyoruz. Sanırım çok değişik sebeple ortaya konabilir bu konuda. Her şey den önce bilgi kirliliği var. Önüne gelene mikrofon uzatan basın ve görsel medya; reyting uğruna, deprem haberlerini bile kullanmaktan kaçınmıyor. Her kes deprem uzmanı kesilmiş, bir yerlerde konuşuyor. Ama hangi kimlikle, hangi deneyimle?

Siyasilerin bu ve benzeri konularda bilim adamlarını kullanma refleksi zayıf kalıyor. Ya da bilim adamlarının siyasilere güveni yok. Siyasiler işine geldiği noktada bilim adamlarının görüşü şöyle, işine gelmediği noktalarda ise bilim adamlarını koruma nezaketini gösterdikleri pek söylenemez. Tabii ki; bilim kişiliğini maddi çıkara çevirmek isteyenlerde yok değil. Türkiye’nin zaten bir deprem kuşağında olduğu bilinen bir gerçek. İstanbul depremi, 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi ve depremden sonra yaşanılan olaylar daha sık dile getiriliyor. Jeologlar, deprem mühendisleri, yerel yöneticiler, çeşitli sivil toplum örgütleri, bir araya gelerek çalışmalar yaptılar. Birtakım tedbirler alındı ama; yeterlimi? Sorusunun cevabı hayır olur sanırım.

istanbul-depremi1

Tedbir alması gereken hükümetler ve yerel yöneticiler. Ve en önemliside bilinçlendirilmiş bir toplum. Önemli olan deprem öncesi, deprem anında ve deprem sonrası ortaya çıkacak sonuçları iyi tespit edip, hazırlıkları bu yönde geliştirmek gerekir. Eski depremler incelendiğinde; İzmit yada çevresinde olan bir depremden 10-15 yıl sonra İstanbul depremi olmuştur. Kuzey Anadolu fay hattı çok  iyi incelenmesi gerekir. Tedbirler, deprem hemen olacakmış gibi alınmalıdır. Beklide İstanbul depremi hiç olmayabilir. Gerçektende Kuzey Anadolu fay hattı orta kesiminde bin kusur senedir hiç deprem olmamış. Deprem tarihçileri de bu konuda daha çok araştırma yapmalı.

kuzey-anadolu-fay-hatti

Deprem anında yapacak fazla bir şeyimiz olmaz ama depreme hazırlıklı isek en azından deprem sonrası neler yapılabileceği bilirsek, deprem afetinden en az yıkım ile kurtuluruz. Hastanelerimizi deprem anında sağlıklı hizmet verecek durumda tutarsak, ölenlerin arkasından Fatiha okusak da, yaralılarımıza daha iyi hizmet sunulabilir. Tabii ki, bunun için hastanelerimizi deprem sırasında yıkılmayan dayanıklı yapılar haline getirmemiz gerekiyor. Sonra okullarımız. Milyonlarca öğrencimizin eğitim gördüğü okullarımız çok sağlıklı yapılar olmalı. Bir toplum genç ve dinamik nesillerini kaybederse, geleceğini de kaybetmiş olur. Deprem sonrası psikolojik destek şarttır. Bunlar bir plan çerçevesinde uygulanabilmelidir. Marmara ve Düzce deprem sonrası bizlere gösterdi ki; küçük çocuklarımıza psikolojik destek verilmezse, yüzleri gülmüyor. Bu çocukları yedirip, içirip hatta eğlendirmek gerekir. Bunları yapabilecek teşkilatlarımız olmalı. Diyelim ki İstanbul depremi 50 sene sonra olacak. O zaman yapacağımız çok şey olur. Bu süre İstanbul’u adam etmeye yeter. İşin başında, depreme dayanamayan yapılar yıkılıp, yerlerine daha güçlüleri yapılmalıdır. Hatta bazı semtler yeniden inşa edilmelidir. Ata şehri örnek verebiliriz. Hem modernleşip hem de dayanıklı yapılarla depreme hazırlıklı olabiliriz.

istanbul-deprem

Tags: , , , ,

Dünyada Orman Alanları ve Tahribi

Aralık 25th, 2009 by admin | 2 Comments | Filed in Orman

Günümüz dünyasında Orman alanlarının tahribi ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır. Özellikle 3. dünya ülkeleri tarafından yaygın olarak yapılmakta olan orman alanlarının tahribi, bu ülke insanların tek gelir kaynağı olmaktadır. 3. Dünya Ülkeleri; Orman ve orman kaynaklarını kısa dönemli ekonomik ilerleme kaynağı olarak gördüğünden, ormanlarını koruma adına gerekli koruyucu tedbirleri alamamaktadırlar.

3dunyaulkeleri

Ormanların yok edilmesi, yoksullara yakacak ve tarla açmanın yanında, elde edilen kereste ilgili hükümetlere döviz girdisi sağlar. Bu ülkelerdeki, uluslar arası borç batağı, hükümetleri arayışlara yöneltmiş ve bu yüzden Amazon havzasında sığır yetiştiriciliği hükümetlerce desteklenmiştir. Ekvator, Fildişi kıyıları ve Endonezya’da kereste elde etmek için kanunlarla kısıtlamalar hafifletilmiş ve endüstriyel bitkilerin ekimi yaygınlaşmış; çiftçilik yapanlar Afrika’nın daha hassas bölgelerine ilerleyip, buralarda yeni tarım alanları açılması desteklenmiştir. Kalkınma için kaynakların doğru kullanılması arasında keskin bir zıtlık vardır.

ormanlarin-tahribi

Tropikal yağmur ormanlarının sunduğu kaynakların daha verimli kullanılmasına ilişkin teknik özelliklerden bazıları şunlardır;

  • Gölgeden etkilenmeyen tarım ürünlerinin orman ağaçlarıyla birlikte yetiştirilmesi.
  • Tarımsal ormancılığın teşvik edilmesi.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde bu teknikle elde edilen kakao, kauçuk, palmiye, darı ve yeşil baklagiller vardır. Orman ile bütünleşebilen ve yağmur ormanlarının içinde yada yakınlarında yaşayan yoksul köylülerin geçimine sağlayabilen küçük arazilerde ekim yapılır. Tarıma elverişli olmayan açılmış orman arazileri, çok ihtiyaç duyulan yakacak odun elde etmeye yarayacak uygun türlerle yeniden ağaçlandırılabilir. Böylece arazi bitki örtüsü altında kalmaya devam eder. Aksi durumda fakir köylüler yakacak odun için bitki örtüsü bozulmamış alanlara yönelirler. Bölgesel kerestecilik işletmeleri, karayolu yapım çalışmaları ve çiftçilerin yağmur ormanlarına göç etmeleri gibi geniş içerikli projeler, hükümetler gözetimi altında yürütülürse yağmur ormanlarının yok olmasının önüne geçilir. Kalkınma yolundaki bazı ülkelerde orman ürünleri dış ülkelerden alınmaktadır. Örneğin Nijerya, 1970’li yıllara kadar orman ürünlerini başka ülkelere satarak ekonomisine katkı sağlarken, bu tarihten sonra orman ürünlerini başka ülkelerden alarak kendi ormanlarını koruma adına büyük bir adım atmıştır.

orman1

Dünya kaynakları Enstitüsü, tropikal ormanların yok olmasını durdurmak için bir plan sunmuştur. Ormanların tahribi ve ormanların yok edilmesi olaylarına yol açan bugünkü uygulamaların, yalnızca ormancılıkla geriye döndürülemeyeceğini, bunun için tarım,enerji ve diğer sektörlerin birlikte çaba göstermeleri gerektiğini vurgulamıştır. Bu uygulamalara yerel ve ulusal yönetimlerin ve ilgili özel kuruluşların katkıları gerekmektedir. Plana göre tropikal ormanların durumunu düzeltmek için 5 yıllık çalışma planları uygulaması gerekmektedir. Halkın bilinç düzeyini yükseltmek, Orman arazilerinin korunmasının değerini anlatmak gerekir. Bu alanları korumak için toplumun geniş kesimlerinin katılımı sonucu elde etme açısından önemlidir. Bu konuda UNESKO gibi uluslar arası kuruluşlarında çalışmaları vardır. Hem yok edilmiş orman alanlarını geri dönüştürmeye hem de el değmemiş ormanları korumaya yönelik çalışmalar yapmaktadır.

Panama açıklarındaki adalarda yaşayan yağmur ormanlarının yerli halkı olan Kura Kızılderilileri, gelişme yönündeki dış baskılara karşı geleneksel değerlerini başarıyla korumasını bilmişlerdir. Başka ülkelerden gelen bilim adamlarına araştırma olanağı sağlayarak yaban yaşama ortamı kurmuşlardır.

 

Tags: , , , , , ,

Kuraklık

Aralık 20th, 2009 by admin | 2 Comments | Filed in Doğal Afetler

Kuraklık; şiddetine göre toplumları her zaman endişelendiren bir olaydır. Ülkemiz, dünyanın yarı kurak bir bölgesindedir. Her yıl ülkemizin bazı yöreleri kuraklık yaşamakta, çok az bölgemizde ise kuraklık olmamaktadır. Aşağıdaki resim kuraklık ve sonuçları hakkında bizlere ders verecek niteliktedir. Yazımızın devamını okumadan önce, biraz bu resime bakıp düşünmenizi istiyoruz.

kuraklik

Türkiye’de Kuraklık (Ülkemizde Kuraklık)

Türkiye’de kuraklık sorunu yok gibi gözükse de, sorun her yıl giderek şiddetini arttıran bir hal almaktadır. Ülkemizde kuraklık henüz etkisini tam olarak göstermese bile, doğal afet olaylarının etkilerini uzun sürede gösterdikleri ve gerçek tepkilerinden sonra, geri dönüşün olmadığının bilincinde olunması gerekmektedir.

Karedeniz bölgesine yılın on iki ayı yağış düşmektedir. Özellikle doğu Karadeniz bu bakımdan çok şanslı bir bölgemizdir. Yağışı çok olan bu bölgelerimiz kuraklığa karşı kendi kendini koruyabilmekte ve yeraltı su kaynaklarını besleyebilmektedir. Ama iç Anadolu, ege ve güneydoğu Anadolu bölgesinde ciddi anlamda kuraklık görmekteyiz. Bütün canlılar için su vazgeçilmez bir yaşam aracıdır. Su dünya üzerinde çevrim içinde dolaşmaktadır. Bilim adamları buna Hidrolojik çevrimdemektedir. Bu çevrim nedeniyle yıllara göre su bazen az bazen çok olur. Deniz suyu yüzeylerinden ve okyanuslardan buharlaşan su atmosferden, meteorolojik olayların sonucunda yağış olarak tekrar yeryüzüne döner. Bu sular ya yüzeyde ya da yüzey altına inerek yeraltında akmaktadır.

ulkemizde-kuraklik

Kuraklığı literatür’e göre dört başlıkta inceleyebiliriz. Bunlar;

1) Meteorolojik kuraklık: Yılın belli dönemlerine göre yağış ortalamasının az olmasıdır.
2) Hidrolojik kuraklık: Nehir, göl ve barajlardaki su miktarının azalmasıdır.
3) Tarımsal kuraklık: Ekilen ürün çeşidine göre toprak neminin müsait olmaması.
4) Sosyolojik kuraklık: Toplumun üretim ve tüketim faaliyetlerini etkileyen su eksikliğidir.

Kuraklık, bir doğal afet sınıfına girmektedir. Ama Afet işleri genel müdürlüğümüzle ilgili kanun ve yönetmeliklerde kuraklıkla ilgili tedbir bulmak güçtür. Ormanları bilinçsiz tüketen toplumlar ve beton yığınına dönen bölgelerimizde kuraklığın artması normaldir. Ancak bunların olmadığı bölgelerimizde de kuraklık olmaktadır. Söylemek istediğimiz kuraklığı engelleyecek ya da azaltacak tedbirlerin alınmasıdır. Belki dünya üzerinde şanslı bir bölgedeyiz; ama bu bizim tedbir almayacağımız anlamına gelmemeli. Artık afet işleri genel müdürlüğünün mevzuatlarına kuraklık tanımı ve kuraklıkla mücadele girmelidir. Doğal Afetler olduktan sonra ağlayacağımıza, olmadan tedbirlerini alabilmeliyiz. Okullarımızın eğitim müfredatında ağırlıklı yeri olmalıdır. Çünkü kuraklık; öğle bir şeydir ki; susuzluk, kıtlık, açlık, iflas ve işsizliği, göç ve savaşı içinde barındırır.

Çevresel sosyal ve ekonomik yönden çok yıkıcı bir afettir. 1907’de Çin’de tam 24 milyon insan öldü kuraklıktan. Depremin büyük şiddetlisi ya da hafif şiddetlisi varsa, kuraklığında büyük ölçekli olanı ve küçük ölçekli olanları vardır. Bizim kuraklığı anlamamız için bir milyon insanın ölmesi gerekmiyor. Kuraklığın hem zamanla hem de alanla değişen bir sinsiliği vardır. Çünkü taşkın hemen kendini belli ediyor ve yapacağını hemen yapıyor. Fakat kuraklık daha farklı; Bir düşünür “Sormazsanız çok iyi biliyorum, ama sorarsanız izah edemem” diyerek anlatmıştır.

Akademisyenler tarafından Dünyanın değişik yöreleri için kuraklık farklı tanımlanır. Örneğin, Libya’da yılda 180 mm altında yağışınız varsa, o bölge öteki bölgelere göre kurak sayılır. İngiltere’de ardışık 15 günde 2,5 mm’den az yağış varsa bölge, diğer bölgelere göre kurak kabul edilir. Genel olarak bir bölgedeki yağış miktarının, uzun yıllar ortalamasının altında kalması ile izah edilebilir. Netice itibari ile kuraklık; bir su olayı noksanlığıdır.

Şu noktaya da dikkat çekmek gerekirse; Enerji barajlarındaki kuraklıkla, sulama barajlarındaki kuraklık farklıdır. Aldığı yağış açısından Kars ile Adana aynıdır. ama, Kars ile Adana arasında kuraklık farkı vardır. Bu; iki bölge arasındaki sıcaklık farkından kaynaklanmaktadır.

kuraklik-su

Su; Havadan sudan bir konu olmakla birlikte, toprağa değdiği anda toprakla ilgili bir konuya dönüşür. Buda toprakla suyun ilişkisi olan tarım demektir. Tarım için suya, yağış için ormana ihtiyaç vardır. Kuraklığı önleme çalışmalarına, mutlaka orman mühendislik odalarının da katkısı gerekmektedir. Yüzey akışları ağaç çeşitliliğine göre değişir.

Türkiye’deki erozyonların % 95 ‘ten fazlası su erozyonudur. Ormanların çoğaltılmasın da, Ağaçların çeşitliliklerinin artırılmasında erozyonu ve kuraklığı önleyici hususlar vardır. Yanlış ağacı ormana dikerseniz Erozyon artar. Doğru ağacı doğru yere dikmek gerekir. Buna da devletin ilgili birimleri öncelik etmelidir. Hep söylediğimiz gibi, Doğal Afet olaylarının hepsi bir zincir şeklinde birbirine bağlı olarak gelişen olaylardır. Eğer bu zincirin halkalarından bir tanesi kırılır veya koparsa tüm denge bozulacak ve Doğal Afetler sırasıyla etkisini arttıracaktır.

Erozyon ve Kuraklık arasındaki hassas çizgiyi en fazla hisseden ülke ise Türkiye’dir. Türkiye’de kuraklık ve erozyon hakkındaki kaynak bilgi ve eğitimsel çalışmaların ise yok denilecek kadar az oluşu tüm çevre ve Türkiye severler gibi bizleri de üzmektedir.

Türkiye’yi sevelim. Çünkü bu ülke hepimizin. Ve çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras. Lütfen mirasınıza sahip çıkın!

dogal-afetler

Tags: , , , , , ,

Ormansızlaştırma

Aralık 16th, 2009 by admin | No Comments | Filed in Orman

Ormansızlaştırma ve bu olayın küresel boyutu incelenirken temel iki sorun vardır. Birincisi çeşitli ülkelerin hükümetlerince sağlanan verilen birkaç yıl öncesine ait olabilmekte ve ormansızlaştırılan alanlar küçük gösterilmektedir. Uydudan izleme yöntemi ile daha iyi sonuçlar alınabilir. 1980’lerde Borneo adasında çok korkunç bir yangının yol açtığı hasar, uydu fotoğraflarıyla ölçüldü. Kurak mevsimde tarla açmak için ormanın yakılmasıyla başladığı anlaşılan bu yangın, yaklaşık 35OOO kilometrekarelik alanı yok etmişti. Değerlendirme yapılırken karşılaşılan ikinci sorun ise; Ormansızlaştırmanın çok boyutlu etkileriyle ilgilidir. Toprak erozyonunun artması, verimliliğin azalması, bitki örtüsü ve hayvan kaybı gibi yöresel etkiler. Aşağıda görmekte olduğunuz grafikte ormansızlaştırma döngüsü çok güzel bir biçimde açıklanmaktadır.

orman-kaybi

 Toprak Erozyonu ve Toprağın Verimsizleşmesi

Ormanların azalmasının en dolaysız sonucu, toprak aşınmasındaki hızlanmadır. Bu aşınma (EROZYON), toprak yüzeyinin derecikler halinde oyularak harap olmasına yol açmakta ve yöredeki akarsuların tortu yükünü de büyük ölçüde artırarak bu akarsuların set oluşumları ile tıkanmasına sebep olur. Ormanın açılmasından sonra, toprağa süzülen su azalır. Bu durum yüzeyden su akışını hızlandırır. Aşınıp taşınan tortu ve su hızla aynı anda, tortuyla tıkanmış ırmağa taşınarak, ırmağın taşmasına neden olur. Dolayısıyla su taşkınlıklarında artış beklenmelidir.

ormansizlastirmaDik yamaçlardaki ormanlar kesilirse, sık toprak kaymaları olur. Dünyanın çeşitli bölgelerinden elde edilen veriler; orman alanlarının yok edilmesiyle erozyonun kolayca yüz kat hatta daha fazla arttığı saptanmıştır. Topraktaki organik maddelerle diğer besin değerleri hızla yok olur. Buda ürün azalmasına neden olmaktadır. Kurak bölgelerde aşırı otlatmada dağınık bitki örtüsünü yok ederek aynı şekilde toprağın aşınmasına ve veriminin düşmesine sebep olur.

Yöresel Bitki Örtüsü ve Yaşayan Hayvan Kaybı

Tropikal ormanlar, kerestenin yanı sıra yağ, sakız, kauçuk, elyaf, reçine ve terebetentin gibi ürünlerde elde edilir. Bu ormanlar, birçok meyve ve süsü bitkisinin de kaynağıdır. Tropikal ormanlardaki türlerin birçoğu gerektiği gibi incelenmemiştir. Hatta keşfedilmeyi bekleyen türler vardır. Bilinen türlerin bazıları son derece önemlidir. Örnek verecek olursak, lösemi ve gebeliği önleyici hapların bazı bileşenleri bu bölgelerde yetişir. Hatta yeşil melezleme çalışmalarında kullanılmaktadır. Bu bölgeler aynı zamanda çok sayıda hayvanında yuvasıdır. Bu yüzden hızla azalan bu bölgeler mutlaka korunmalıdır.

Ve Daha Büyük Ölçekli Sorunlar…yok-olan-bitki-ortusu

Küresel ve uzun süreli sonuçları henüz açık olarak anlaşılamamıştır. Ortaya çıkan bazı sonuçlar korkutmaktadır. Orman kaybı, toprağın nemini azaltır; bölgedeki yağış miktarının azalmasına yol açacağından yöredeki akarsuların debilerinde de değişiklikler olacağı aşikardır. Orman bakımından yoksul kalan arazinin yüzeyi, aldığı güneş enerjisinin daha büyük bir bölümünü yeniden atmosfere yansıtır. Bu da yağış düzeyinde küresel ölçekli değişikliklere sebep olabilir. Dünya iklimindeki en büyük değişmenin, yangın ormansızlaştırma nedeniyle atmosferde karbondioksit artışından ortaya çıkacağı sanılmaktadır. Küresel çaptaki böyle bir artış, sıcaklığın tüm dünyada yükselmesine neden olabilecek ölçüdeki ışıl kızılaltı ışınımı(termik enfraruj radyasyonu) soğumaya yetecek kadar karbondioksitin atmosferde birikmesini sağlayabilir. Bu olaya sera etkisi denmektedir. Bu durum, Antarktika ve Grönland’daki buz katmanlarının erimesiyle birlikte dünyanın alçak kıyı bölgelerinin su baskınına uğramasına neden olabilecektir. Uzmanlar arasında bu öngörü konusunda belirsizlikler olsa da bu olasılığa dikkat etmek durumundayız. Küresel yağış biçimlerinde bile değişiklikler olabilir. Bu da tarımsal alanlarda değişime neden olacaktır.

Tags: , , , , ,

Orman Kaynaklarının Yok Edilme Sebepleri

Aralık 15th, 2009 by admin | 1 Comment | Filed in Orman

Kereste üretimi ve tarımsal arazi kazanma nedeniyle Orman bölgelerinin çıplaklaştırılması yanında, bölgede maden kaynaklarının da bulunduğu ve bu madenleri çıkarmak ve taşımak için açılan yollarda tropikal ormanların yok olmasına neden olmaktadır. Ağaç kesimi, ekonominin farklı iki yönü ile yapılmaktadır.

  • Sanayi hammaddesi olarak sert odunlu tropikal ağaçlar kesilmekte;
  • Toplumun en yoksul kesimlerince yakacak odun olarak toplanmaktadır.

Kereste Üretimi

Tropikal (Dönence) sert kereste üretimi 1950’ ler den beri Avrupa’ya, Japonya’ya ve Amerika’ya satılmaktadır. Asya’nın güneydoğu ormanlarının hafif sert odunlu ağaçları özellikle Endonezya, Malezya ve Filipinlerde tehlikeli bir hızla kesilmektedir. Bu bölgedeki bir Japon firması, ağaç yonga hazırlamak için alçak arazideki yağmormanlar-agac-kesimiur ormanlarından kereste üretmektedir. Tropikal sert kerestelerin yüzeyleri oldukça homojendir. Ağaçlar çok iri olduğu için, aynı üstün niteliğe sahip büyük tahtalar elde edilmektedir.Sanayide tercih sebebidir. Orman yıkımı ve ormanların yok edilmesi, kereste üretiminden vazgeçilmesi ile sınırlı değildir. Kerestenin taşınması için açılan yollar içinde büyük ağaçlar kesilmekte ve bu kesilen ağaçların yıkılmasıyla etrafındaki bitki örtüsü zarar görmektedir. Bu yüzden Malay yarımadasının alçak kesimlerindeki ormanların kısa sürede tamamen yok olacağı hesaplanmaktadır. Tropikal bambu ormanları da benzer tehlikeler altındadır. Bambu kağıt sanayinin hammaddesidir.

Yakacak Odun Toplanması

odunEkonomik boyutun öteki ucunda ise, ormanlar, özellikle kurak bölgelerdeki ormanlar yakacak elde etmek için kesiliyor. Yakacak odun ve odun kömürü, 3. dünya ülkeleri ve bu ülkelerin yoksul insanlar için başlıca enerji kaynağıdır. Özellikle Hindistan, Çin, Kenya, Brezilya, Mısır gibi ülkelerde yakacak odun kullanımı çok fazladır. Odun sağlanmasının zor olduğu bölgelerde evcil hayvanların dışkıları kurutularak yakacak olarak kullanılmakta ve bunun neticesinde tarımsal alanlar hayvansal gübreden yoksul bırakılmaktadır. Himalaya dağlarında kadınlar, vadilerdeki köylerinden gruplar halinde ayrılarak, dağların yamaçlarına tırmanıp buralardan yakacak odun toplamaktadırlar.Bu ise aile düzenini bozmaktadır. Afrika’nın yüksek kesimlerinde yada üçüncü dünyadaki çöl kenarlarında benzer uygulamalar halen devam etmektedir.Bu bölgedeki kentlerde bile yakacak oduna talep çok fazladır.

Tarımsal Uygulamalar

Ormansızlaşmanın bir başka sebebi tarımsal uygulamalardır. Gezici çiftçilerin sayısındaki artış, toprağın kendisini yenilemesine fırsat vermeden tekrar kullanılması ve araziyi genişletmek için sürekli ormanlar kesilmektedir. 17. yüzyıldan bu yana ilgili üç kıtanın hepsinde de geniş tropikal orman alanları açılarak yerlerine küçük işletmeler kurulmuştur.Malezya’nın dağ eteklerindeki ormanın yerin, kauçuk ve yağ palmiyesi ağaçları almıştır. Orta Amerika’da yağmur ormanlarından elde edilen otlaklarda sığır yetiştiriciliği yapılmaktadır. Amerika’nın sosis, hamburger etleri bu şekilde karşılanmaktadır. Jackson’un belirttiğine göre1980 li yıllarda Kosta Rika topraklarının üçte birinde, özellikle ABD ye ihraç etmek amacıyla hayvan yetiştiriciliği yapılıyordu. Avrupa ülkelerinin de bu tür istekleri Afrika’nın bazı bölgelerindeki sığır yetiştirilmesi ile karşılanıyordu.

Yağmur Ormanlarını Etkileyen Diğer Etkiler

Brezilya’daki demir madenleri yada Hindistan da’ki Bastar bölgesindeki geniş madencilik alanları bitki örtüsü ve hayvanları yok etmektedir. Trans-Amozon karayolu yada Trans- Sumatra karayolu gibi yeni karayolları balta girmemiş ormanların içinden geçmekte ve hatta bazı teşviklerle buralarda yerleşim alanları açılmaktadır.Tropikal yağmur ormanlarının toprağına ve kaynağına yönelik bu tür etkilerin kesin sonucu ormansızlaşmadır.

yok-olan-ormanlar

Tags: , , , , , ,